Mar 032013
 

huzursuz bacak sendromu tedavisi…

HBS Tedavisi, Huzursuz Bacak Sendromu Bitkisel Tedavisi…

HBS tedavisinde yaklaşım nasıl olmalıdır? HBS’nin tipine göre karar vermek uygun olur…

1. Ara sıra çıkan (intermitan) tipte, devamlı tedavi ge­rekmez. Belirtilerin çıktığı gün ve günlerde ilaçsız (non-farmakolojik) yaklaşımlar yeterli olabilir.

Bunlar;
a) içiyorsa, sigara, kahve ve alkolü kesme,
b) başka nedenlerle kullandığı ilaçları gözden geçirmey­le başlar.

Şöyle ki; depresyona karşı (antidepresif), nöroleptik ilaçlar, methoclopamid tipi bulantı-kusmaya karşı kullanı­lanlar sedatif veya kalsiyum kanal blokeri gibi kalp-tansi-yon ilaçları, sara tedavisinde kullanılan Fenitoin, kan yağ­larını düşüren ilaç varsa hekimine sorularak azaltılmalı ve­ya gerektiğinde kesilmelidir.
c) Kendini uyanık tutma -mental aktiviteyi artırma- vi­deo oyunları, bilmece çözme vb.
d) Kan serumu ferritin düzeyi düşükse demir ve gereki­yorsa B12 vitamini tedavisine başlama,
e) Uyku hijyeni kurallarına uymak.

Yukarıdaki önlemler yetersiz kalırsa, belirtilerin her gün geldiği hastalardaki gibi ilaç tedavileri de denenebilir.

2. Her gün gelen tip: İlaçsız tedavilere ek olarak, L-do-pa + Benserazide veya Carbidopa-Levodopa 125 mg. ile başlanır. Gerekirse bunların uzun etkili olanları kullanıla­bileceği gibi dopamin agonistleri (Pramipexole, Ropinero-le vb.) veya gerekirse opioidler (morfin cinsi ilaçlar) da de­nenebilir.

İlaçlar gece yatmadan bir saat önce tek başına alınma­lı, en düşük dozla başlamalı, o doz yetersiz kalırsa miktar yavaş yavaş artırılmalıdır. Dozdaki değişmeler üç-yedi gün aralarla denenebilir. Sakinleştirici etkisi varsa, o ilacın do­zu azaltılmalıdır.

3. Tedaviye yanıt vermeyen dirençli tipler: Bunlar, kul­lanılan dopaminerjik ilacın dozu yeterli olduğu halde ve doz artırılırsa, ilaca bağlı yan etki çıkan olgulardır. Yapıla­cak şey, kullanılan dopaminerjik ilacın dozunu azaltıp ya­nına yeni bir dopamin agonisti ilaç ekleme denemesidir.

Değişik ilaç kombinasyonları L-dopa + Gabapentin ve­ya ikincisi yerine Opioid veya Benzodiyazepin birlikte ve­rilebilir.

HBS’de ilaçsız tedavilerden neyi anlıyoruz? HBS’li hastaların çoğu yaşlı olduğundan ilaçların yan etkileri göz önüne alındığında arasıra gelen veya hafif şid­detteki hastalarda ilaçsız (non-farmakolojik) yaklaşımları denemek uygun olur. Şiddetli HBS olgularında ilaçsız te­daviler yarar sağlamaz.

1. Yatmadan önce kol ve bacakları germe ve fizik akti-vite faydalı olabilir. Hafif veya orta derecede egzersiz belir­tileri hafifletir. Ağır egzersizler ise semptomları artırır.

2. Bacaklara masaj yapmak denenebilir.

3. Yatmadan önce ılık veya sıcak banyo yararlı olabilir.

4. Mental aktiviteyi artırma, video oyunları oynamak, kompütür programlama, resim, örgü-nakış yapma ve aktif tartışmalara katılma faydalı olabilir. Bunların etkisi kişiyi uyanık tutma yoluyladır.

5. Dondurma ve unlu gıdaları mümkünse yememe (ilaçların etkisini azaltabilir).

6. Sedanter hayattan (uzun süreli oturma, hareketsiz kalmaya dayalı yaşam) sakınmak. Seyahatleri sabahsaat­lerine denk getirmek uygundur. Menstürasyon dönemle­rinde hareketsiz kalmaktan sakınmalıdır.

7. Cinsel ilişki ve orgazmın uyku sağlama açısından iyi geldiğine dair bireysel hikayeler mevcuttur.

8. EEG alfa aktivitesi eğitimi (alpha training), hasta eğitimle (telkin) kendi alfa aktivitesini, semptomlarını dü­zeltecek, şiddetlenmesini önleyecek frekans, amplitüd ve miktar yönünden ayarlamayı öğrenebilir. Kendine uygun alfa aktivitesine ulaşmayı içten isterse varabilir. Bu eğiti­min amacı, kişinin iç inhibisyonunu kendi gayretiyle geliş­tirmeyi öğrenmesidir. Yoga, meditasyon ve hipnozda da amaç aynıdır. İç inhibisyonu (kendi kontrol mekanizması­nı geliştirmek) o kişi için bir yetenektir. Zihinsel aktiviteyi artırarak uyanık halde kalmanın altında yatan ana fikir bu olup, uygun EEG alfa ritmini yakalamaktır. Kişi bu eğitimde işe yarayacak uyaranlara kendini bırakıp, yara­mayacak olanlara kapılarını kapatmasını öğrenir. Kronik ve şiddetli HBS olgularda bu yöntem etkili olmayabilir.

9. Bacaklara dışarıdan karşı pulsasyon uygulamak. En-henced External Counter Pulsation (EECP) tedavisi: Bu tedavi, koroner şikâyetleri olup, ameliyat edilemeyen kalp hastalarında, bacaklara kalçaları da içine alan bir manşon (tansiyon aleti manşona benzer) aracılığıyla kalp ritmiyle uyumlu pulsasyonların (basınç) uygulanmasıdır. Yaşlı ko­roner hastaları içinde tesadüfen HBS’si de olanlar bu tedaviden ortalama otuz bir gün sonra belirtilerinde düzelme göstermişlerdir. HBS’nin “damarsal tedavisi” adı da veri­len bu yöntemde iyi etki geç çıkmaktadır. Muhtemel etki mekanizmasının bacaklar yoluyla gönderilen pulsasyonların, bacak damarlarının kaslarına otonom sempatik sinir sistemi akışında HBS’deki muhtemel artmayı frenleme yo­luyla olması düşünülebilir.

May 212012
 

Öğünlerde sofraya oturduğunuzda çok yemek yiyor ve kendinizi durduramıyorsanız, sakız çiğneyin.

Sakız çiğnediğinizde, daha fazla yemek yemenin önüne geçebilirsiniz ve ayrıca sakızın sağlığımıza birçok faydası var. Hidroklorik asidi artırdığı için yemeklerden sonra sindirimi kolaylaştırıyor, çene kaslarını güçlendiriyor, nefesi ferahlatıyor, sakinleştiriyor ve stresi azaltıyor. Sakız, ağzı oyaladığı için sigarayı bırakmak isteyenler için de güzel bir alternatif. Ayrıca yapılan araştırmalara göre, sigarayı bırakmak isteyenler öncelikle sakız çiğnemeyi tercih ediyor.

SAKIZ DİŞLERİN ÇÜRÜMESİNİ ENGELLİYOR

Sakızın ayrıca dişlerimize de çok olumlu etkisi var. Sakız çiğnediğimizde tükürük salgısı daha fazla oluyor. Tükürük salgısı da dişlerimizin çürümesini engelliyor ve ayrıca sakız çiğnemek dişteki yemek artıklarını da temizliyor.

Sakız çiğnemek istiyorsanız, özellikle şekersiz veya tatlandırıcılı sakızı tercih edebilirsiniz çünkü şekerli bir sakızın kalorisi yaklaşık 5-10 kalorilidir. Şekersiz veya tatlandırıcılı sakızları da fazla tüketmemek gerekiyor çünkü şekersiz sakızların çoğu sorbitol isimli tatlandırıcıyı içeriyor. Sorbitolün, laksatif özelliği var ve ayrıca sorbitol ince bağırsaklar tarafından çok zor absorbe ediliyor. Çok fazla sorbitol içeren sakızı tüketen kişilerde kronik diyare, aşırı kilo kaybı ve karın ağrısı olur. Özellikle aşırı kilo kaybı olan kişiler, sorbitol içeren yiyecekleri fazla tüketmemeleri gerekiyor.

DİYET YAPARKEN AÇ KARNINA SAKIZ ÇİĞNEMEYİN

Sakızın kilo kontrolünde de bize faydası var. Sakız, atıştırmanızı engeller ve daha az kalori almanıza neden olur. 2007 yılında Appetite dergisinde yapılan araştırmaya göre öğleden sonraki atıştırma öncesinde sakız çiğnendiğinde, kalori alımını ve açlığı azaltıyor. Sakız çiğnediğinizde, daha fazla yemek yemenin önüne geçebilirsiniz. Diyet yapıyorsanız, aç karnına sakız çiğnemeyi tercih etmeyin çünkü sakız aç karnına çiğnendiğinde mideyi kazındırıyor. 2002 yılında Appetite dergisinde yapılan diğer başka bir araştırmaya göre, sakız bireylerin akılda tutma ve öğrenme yeteneğini artırıyor.

SAKIZ YUTMAK TEHLİKELİ

Sakız çiğnerken yutmamaya dikkat edin çünkü sakız yutmak çok tehlikelidir. Birçok sağlık problemleriyle karşılaşabilirsiniz. Özellikle mide bağırsak sistemi ile ilgili sorunlar oluşabilir. Bir tane sakızı yuttuğunuzda paniğe kapılmayın çünkü sakız midenizde yapışıp kalmaz ve dışkı yoluyla 72 saat içersinde bağırsaklardan dışarı atılır. Fakat birden fazla sakız yuttuğunuzda bu durum tehlikelidir çünkü bağırsaklarınıza yapışır ve bağırsaklarınız da tıkanma yapar. Bu durumda midenizde rahatsızlık, karında ağrı hissedebilirsiniz bu durumda hemen en yakındaki hastaneye başvurmakta fayda var.