Eki 212012
 

Her ailenin çocuk hayali vardır. Gebelik ve sonrası anne için zorlu bir süreçtir ve bu dönemde alınan kilolar bayanların korkulu rüyasıdır. Bir çok bayan kilo sebebiyle çocuk sahibi olmayı istememektedir. Oysaki düzenli yaşam ve egzersizlerle bu süreci çok daha rahat atlatabilirsiniz…

Kadınların en çok merak ettiği konulardan biri de doğum sonrası diyettir. Diyet ne zaman yapılmalı? Diyetin bebeğe zararı var mı? gibi sorular uzadıkça uzar. Peki fazla kilolardan kurtulmak için nasıl bir yol izlemeli?

Doğum sonrasında anneler sütü fazla olsun diye fazla yemek yerler. Bu yemekler bir kalori açısından yüksekse kilo almak kaçınılmaz olur. Oysaki fazla yemek doğru değildir. Önemli olan yeteri miktarda yemek ve süt yapıcı doğal besinleri ile bitki çaylarıyla süt miktarını arttırmaktır. Örnek verecek olursak lohusalara bol bol tatlı yedirirler ki sütü olsun . Bu durum süt miktarını arttırır ama kilo da aldırır. Size tavsiyemiz düzenli beslenmeyi ihmal etmemeniz. Ve süt yapıcı besinler tüketmeniz.

Doğumun ilk altı ayında kesinlikle diyet yapmamanızı öneriyoruz. Dengeli beslenip kilo almamaya dikkat edin. 6 aydan sonra ise kademeli olarak diyete başlayabilirsiniz. Doğum sonrasında spor yapmayı da ertelemelisiniz. Ağır sporlardan ilk 6 ayda kesinlikle kaçının. Ama hafif egzersizler ve yürüyüş yapabilirsiniz. Sevindirici olan şey ise ne kadar emzirirseniz o kadar çok kalori yakarsınız.

Haz 272012
 

Tüp bebekte artık embriyolar “Embriyoscope” adlı cihazla takip ediliyor ve tutunma şansı en yüksek olan embriyo tespit ediliyor.

Embriyoya kameralı takip hamilelik şansını artırıyor
Tüp bebek tedavisinde başarı için kaliteli embriyo seçimi çok önemlidir. Teknoloji geliştikçe çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin de şansı her geçen gün artıyor. Bahçeci Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Embriyolar eskiden 5 dakika incelendikten sonra anne adayının rahmine transfer edilirken, bir yılı aşkın süredir ‘Embriyoscope’ adı verilen cihazın içinde 5 güne kadar videoya kaydediliyor. Bu işlem de hamilelik şansını artırıyor, çünkü bize embriyonun gelişimini adım adım izleme, sonra seçim yapma imkanını sunuyor. Böylece tutunma şansı en yüksek olan embriyo tespit ediliyor” dedi.

Kaç tüp bebek denemesi sonrası umutlar kesilmeli?
En sık tüp bebek başvurusu “açıklanamayan kısırlık” olarak tanımlanan, araştırmalarda herhangi bir sorun bulunmayan ve tüp bebek öncesi tedavilere yanıt vermeyen çiftler tarafından yapılıyor.

Prof. Dr. Bahçeci tüp bebek tedavisindeki başarı kriterleri hakkında şunları söyledi: “En az üç kez deneyip başarısız sonuç alan çiftlerde sonraki tüp bebek uygulamaları maalesef gebelik elde etme oranını çok artırmıyor. Preimplantasyon Genetik Tanı (embriyo transferi öncesi genetik araştırma), ko-kültür (laboratuvar ortamında suni ana rahmi oluşturulması), sperm seçim yöntemlerinin değiştirilmesi gibi ek uygulamalar yapılıyor. Ancak bu yöntemlerin de başarıyı anlamlı oranda artırdığına dair yeterli kanıtımız yok. Şahsi tecrübelerime göre; bu hastalarda eğer embriyo blasyosist dönemine ulaşmıyorsa transfer yapılmamalı. Böylece hastanın transfer sonrası boşuna büyük ümitlerle beklemesinin önüne geçilmiş olur.”

Blastosist transferi nedir, ne zaman gereklidir?
“Embriyolar beşinci günden itibaren iki ayrı hücre tipine ayrılarak aralarında bir sıvı biriktirirler. Bu embriyolara ‘Blastosist’ denir. Ne yazık ki her embriyo bu aşamaya kadar gelişimini devam ettirmez, daha erken bir dönemde gelişimini durdurur. Embriyoların ilerlemelerine devam etmeleri, onların rahime tutunma olasılıklarının artmasıyla ilişkilidir. Bu nedenle blastosist evresine ulaşmış embriyoların transfer edilmesi, gebelik şansını artırır.

Embriyo, bir yumurta ile bir spermin birleşmesiyle oluşur. Eğer yumurta ve sperm kalitesi fazla düşük değilse embriyo, gelişimine devam eder. Vücut savunma mekanizması, düşük kaliteli hücrelerin birleşmesinden oluşan embriyoların gelişimini daha erken bir dönemde durdurur. Araştırmalar, blastosist evresine ulaşmış embriyoların bir bölümünü dahi gebelik oluşumuna ya da gebeliğin devamına izin vermeyecek kadar düşük kaliteli hücreler içerdiğini gösteriyor. Ancak bu oran erken dönemde gelişimini durduranlara oranla çok daha düşük.

Sonuç olarak hastaya blastosist transfer etmek gebelik şansını artırmak anlamına geliyor. Özellikle transfer sayısının kısıtlandığı durumlarda bu yöntemin uygulanması başarıyı artırıyor. Türkiye’de 2 yıl önce uygulamaya giren yönetmelikle transfer edilen embriyo sayısı kısıtlandı. Yeni yönetmelikle pek çok merkez daha fazla blastosist transferine yöneldi. Örneğin; biz artık transferlerin yarısına yakınını beşinci günde yapıyoruz. 5-6 yıl önce bu oran yüzde 10 ve altındaydı.”

Tüp bebekte başarısızlığın sebebini bulmak mümkün mü?
Prof. Dr. Bahçeci tekrarlayan başarısız denemelerde başarısızlığa kötü embriyo gelişiminin yol açıp açmadığını incelemek amacıyla, blastosist transferi uygulanması gerektiğini belirterek, “Hastadan yeterli miktarda ve kalitede blastosist elde edilmesi durumunda embriyo dışı nedenlere yönelmek faydalı olacaktır” dedi.

Neden tüm embriyolar blastosist aşamasına kadar bekletilmiyor?
“Tüp bebek teknolojileri ne kadar gelişirse gelişsin insan vücudunun mükemmel mekanizmasını bire bir taklit edemiyoruz. Sonuçta embriyolar beşinci güne kadar doğal ortamları olan rahimde değil, laboratuvarda gelişimini sürdürüyor. Kendimize şu soruyu soruyoruz: ‘Bu embriyo blastosist oluşturmadı. Acaba ben bu embriyoyu gelişiminin daha erken bir döneminde rahime vermiş olsaydım orada blastosiste uğrayacak mıydı?’

İşte, blastosist transferinin riski budur. Bu nedenle her vakada uygulanmaz. Elinizde bu riski karşılayacak sayıda embriyonun olması ya da ne olursa olsun embriyoların uzun dönem gelişimlerini izlememizi gerektirecek sebeplerin varlığı şart.”

Sperm seçiminde yenilikler var mı?
Artık sperm kalitesi denildiğinde eskiden olduğu gibi sperm sayısı, hareketliliği, şekli gibi parametrelerin düşünülmediğini belirten Prof. Dr. Bahçeci, “Biliyoruz ki, spermin gerçek kalitesi onun kalıtsal yapısı ve bu yapının çevresel faktörlerden ne kadar etkilendiğidir. Önemli olan kalıtsal özellikleri en az hasar görmüş, mümkünse hiç görmemiş spermleri seçebilmek. Bu amaçla sperm hücresinin yüksek büyütmede seçilmesi (IMSI) ya da spermin baş kısmının incelendiği yöntemler (PICSI ya da MACS gibi) kullanıma girdi. Ne yazık ki bunların henüz gerçeklilikleri tam kanıtlanmadı. Yine de bu tip yenilikleri kullanıp hastaların gebe kalma olasılıklarını artırmaya çalışıyoruz” dedi.

Genetik incelemelere ne zaman ihtiyaç duyulur?

Prof. Dr. Bahçeci eğer ailede kalıtsal yolla geçen, doğacak bebeğe intikal edebilecek bir hastalık varsa genetik inceleme yapılması gerektiğini belirterek, “Böylece embriyolar bu hastalık açısından incelenir ve hastalıksız olan embriyolar anne adayına transfer edilir. İkincisi, art arda düşük yapanlarda ya da tekrarlayan başarısızlıklarda genetik incelemelere başvurulabilir. Çünkü altta yatan sebep embriyoda genetik sorunlar olabilir. Dolayısıyla çiftlere tüp bebek tedavisine başlamadan önce detaylı tetkik yapılmalı” şeklinde konuştu.

Haz 062012
 

Yumurta ve embriyo dondurma yöntemleri, kanser hastalarına çocuk sahibi olmanın yolunu açıyor. Dondurulmuş embriyolarda geçmişte gebelik şansı yüzde 20’lerdeyken bugün artık yüzde 40’lara ulaştığı açıklanıyor.

Kanser, tedavisi uzun süren, pek çok yan etkiyi beraberinde getiren bir hastalık. Kanser tedavisinin en önemli yan etkilerinden biri de kısırlık. Kemoterapi, ışın tedavisi, cerrahi gibi değişik kanser tedavileri yüksek dozda uzun süreli olduklarında kısırlık riskini artırıyor.

Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, embriyo ve yumurta-sperm dondurma yöntemleriyle kanser hastalarının çocuk sahibi olabildiklerini hatırlatıyor. Üstelik dondurulmuş embriyoda başarı oranı git gide artıyor.

Hakan Özörnek, hem embriyo hem de yumurta-sperm dondurmanın, başarısı kanıtlanmış yöntemler olduğunun altını çiziyor. Ancak her iki yönteme de kanser tedavisi başlamadan başvurulması gerekiyor. Özörnek, evli kişiler için embriyo dondurma yöntemini, bekarlar için ise yumurta veya sperm dondurmayı öneriyor. Türkiye’deki yönetmelik uyarınca dondurulmuş embriyolar sıvı nitrojen içerisinde -196 derecede, 5 yıla kadar saklanabiliyor.

Dr. Hakan Özörnek, yapılan çalışmaların, bu yolla doğan bebeklerde anomali açısından risk olmadığını gösterdiğini de belirtiyor.

Dondurulmuş embriyoda başarı oranı %40’ları buluyor
Pek çok insan dondurulmuş embriyoda gebelik şansının düşük olduğunu düşünüyor. Oysa son yıllardaki çalışmalar bu inanışı çürütüyor. Özörnek, eskiden dondurulan her 100 embriyodan 60’ı canlı kalırken, günümüz teknolojisi ile dondurulan embriyoların yüzde 95’inin sağlıklı olarak çözülebildiğini belirtiyor. Yine dondurulmuş embriyolarda geçmişte gebelik şansı yüzde 20’lerde iken şimdilerde gebelik şansının yüzde 40’lara kadar ulaştığının altını çiziyor.

May 212012
 

Etiler Memorial Polikliniği ve Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal “Hamilelik döneminde kozmetik kullanımı” hakkında bilgi verdi. hamile kadınların en büyük sıkıntıları; ilaç ışın kimyasal maddeler ve deri yoluyla maruz kaldıkları maddelerin zararlarıdır. Bu kimyasal maddeler; solunum yoluyla ağız yoluyla veya tensel temas ile alınabilirler. Bazı maddeler anne karnındaki bebeğin ( fetus) gelişimini olumsuz etkileyeceği gibi bazı maddelerinde hiçbir yan etkisi olmadığı deneylerle gösterilmiştir. Bazılarının ise kötü etkilerinin olup olmadığı halen bilinmemektedir. Kimilerinde ise gebeliğin belirli sürelerine kadar zararlı etkili daha sonraki aylarda zararsızdır. Bu yan etkiler bebeğe hem fiziksel hem de zihinsel zararlar verebilir gelişimini engelleyebilir.

 

Özellikle saç boyarken tedbirli davranın

kozmetik ( saç boyaları kremler parfümler temizleyici maddeler vs..) kullanımında genelde en sık problem saç boyalarıdır. Sıklıkla kullanılan kalıcı ve yarı kalıcı boyaların içindeki maddelerle yapılan deneylerde bebek üzerine zarar verici etkiler görülmemiştir. Fakat tedbirli davranmak için doğum sonrasına kadar saçların boyatılmaması daha uygundur.

 

Değişiklik yapmak beyazlarınızı gizlemek veya dip boya yaptırmak istiyorsanız gebeliğin ilk üç ayından sonra bitkisel saç boyaları kullanabilirsiniz.

 

Saç düzleştirme ve perma işlemlerini hamilelik sonrasına bırakın

Saç düzelticilerin ( straightener) ki bunlar sodyum hidroksit ve bisülfit denilen kimyasal oluşumlardır ve kullanılmaları tavsiye edilmemektedir. Saç düzeltmelerin hava ısı ve press yolu ile yapılması daha güvenlidir. Perma gibi yöntemlerde ise kullanılan kimyasal maddeler saçlı deriden emilip kana karışabilir. Bunların kullanılması ile bebekte doğumsal sakatlık gelişmesi arasında ilişki saptanamamıştır fakat tamamen güvenilir olduğunu söyleyebilmek içinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu yüzden doğum sonrasına kadar saçlarınızın doğal kalmasında fayda vardır.

 

Nemlendiricileri rahatlıkla kullanabilirsiniz

deodorant şampuan ve diğer cilt bakım ürünlerinin bebek gelişimi üzerine zarar verici etkileri olup olmadığı üzerine yeterli bilimsel araştırma olmamakla beraber şimdiye kadar herhangi bir problem rapor edilmemiştir.

 

Cilt için kullanılan kremleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cilt çatlaklarının oluşmasını azaltmak için kakao ve lanolin kremleri kullanılabilir.

 

Hamilelik döneminde makyajın zararlı olup olmadığı da sıkça sorulan sorulardan biridir. Ancak; bu konuda herhangi bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte; bugüne kadar makyajın hamilelik üzerinde olumsuz bir etkisi görülmemiştir.

 

Bebeğin gelişimindeki en önemli zaman ilk üç aydır. Bu süre içindeki zararlar diğer aylara göre daha fazla olmaktadır kısa bir süre için biraz daha dikkatli olmak hem bizim hem de bebeğimizin sağlığı açısından faydalı olacaktır.

 

Çok sıcak su ile banyo yapmaktan kaçının

Gebelik her yönüyle dikkat ve bakım isteyen bir süreç. Sağlıklı bir bebek sahibi olmanın yanında annenin de kendine özen göstermesi arzulanan ve göz ardı edilmemesi gereken bir nokta. Hamilelikte ve sonrasında anneleri en fazla üzen konuların başında ise fazla kilolar ve cilt problemleri (çatlaklar) geliyor.

 

doğum sonrasi vücudun deforme olmaması için hamilelik sırasında çok uzun süren ve çok sıcak banyolardan kaçınmak gerekiyor. Eğer bundan vazgeçemiyorsanız hiç olmazsa çıkmadan önce ılık bir duş alıp bebeği rahatlatın. Aslında yalnızca ılık bir duş en uygunudur. Arada bir yapılacak hafif kese kan dolaşımını artırır. Daha sonra kol ve bacaklara vücut sütü de tatbik ettiğinizde günlük vücut bakımınız bitmiş demektir.

 

Gebelik boyunca fizyolojik cilt değişiklikleri ile baş etmek mümkün

Hangi kadında gebelikte ne gibi bir cilt değişikliği ortaya çıkacağını tahmin etmek zordur. Bazı anne adayları gebelik döneminde herhangi bir cilt sorunu yaşamazken bazılarında cilt kuruluğu karın çatlakları kaşıntı ciltte yağlanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı anne adaylarında da başta yüz olmak üzere vücudun her yerinde çok sayıda lekeler oluşabilir.

 

Gebelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu gebeliğe bağlı her tür değişiklikte olduğu gibi gebelik döneminde artan hormonlardır…

 

Melasma Kloazma (Gebelik maskesi)

Sıklıkla yanaklar alın üst dudak burun ve çenede düzensiz sınırlı kahverengi lekelere “gebelik maskesi” denir. Yüzde 70-90 kadında görülen bu pigment artışı doğumdan sonra sıklıkla ortadan kalkar. Ender durumlarda pigment artışı adeta bir dövme yaptırılmış gibi cildin derin katlarına ulaşır. Böyle durumların tedavisi bu konuda tecrübeli bir cilt uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

 

Hamilelikte güneş ışınlarına karşı dikkatli olun

Yoğun bir ultraviyole ışık kaynağı olan güneşten uzak durmak ve güneşe çıkıldığı zamanlarda en az 20 faktörlü bir güneşlenme kremi kullanmak lekelenmelerin azaltılmasında oldukça etkilidir. Yazın bulutlu havalarda bile güneşin UV ışınlarının cilde etki gösterebileceği unutulmamalıdır.

 

Lekelenme olan bölgelerin makyajla kapatılmasında bir sakınca yoktur.

 

Gebelikte sivilceler

Gebelikte özellikle 8. haftadan itibaren değişen hormonal ortam bazı anne adaylarında önceden varolan sivilcelerin artmasına ya da ilk defa gebelik döneminde sivilcelerin ortaya çıkmasına neden olur. Ender durumlarda ise varolan sivilcelerde azalma görülür. Yüz cildi temiz ve kuru tutulmalıdır.

 

Sivilceler kozmetik sorunlar yarattığında doktor önerisine göre topikal (bölgesel) ilaçlar kullanılabilir Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da şudur: izotretinoin içerikli “sivilce ilaçlarının” doğumsal anomalilere neden olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden gebelik döneminde sivilceleriniz için ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız!

 

Tırnak değişikliklerini önemseyin

Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilirler ve gebelik döneminde artan hormonların etkisiyle tırnaklar yumuşayıp incelerek kolay kırılır hale gelebilirler. Tırnak cilası durumu daha da kötüleştirebilir. Bulaşık ve çamaşır yıkarken lastik eldiven kullanmak el ve tırnaklara nemlendirici losyon sürmek çoğu durumda faydalı olur.

 

El ve ayaklarda kızarıklık

Latincede “palmoplanter eritem” adı verilen bu durum gebelik dışındaki bir dönemde ortaya çıktığında bir karaciğer hastalığını düşündürmesine karşın; gebelik döneminde fizyolojik olarak ortaya çıkabilir. Avuç içlerinde ve nadiren de ayak tabanlarında kızarıklık ve kaşıntı şeklinde ortaya çıkar. Palmar eritemin de diğer çoğu cilt değişikliğinde olduğu gibi gebeliğe bağlı olarak kandaki östrojenin artması nedeniyle ortaya çıktığı düşünülmektedir. Kaşıntı şiddetli olduğunda nemlendirici kremler faydalı olabilir. Nemlendiricilere cevap vermeyen kaşıntılarda ise doktor önerisine göre bazı ilaçlar kullanılabilir.