Arama Sonuçları : OJE » firsat sevdası, mutluluk kulübü

Haz 292016
 

oje1

Mavi
Mavi, derinliği ve korkusuzluğu ifade eder. Özellikle bahar ve yaz aylarında sıklıkla kullanılabilir. Mavi ojeyi tercih edenler genelde tek olmak isteyen özgür kişilerdir. Daha özgün olduklarını, seçtikleri mavi renkte ojeyle yansıtmak isterler.

Kırmızı

Kırmızı, her zaman tutkunun ve aşkın rengi olarak anılmıştır. Renklerin en duygulusu olarak nitelendirilen kırmızı, dikkat çekici ve ayartıcı özelliklere sahiptir. Her kadının mutlaka kırmızı renkte bir ojesi vardır. Özel gecelerin ve günlük kombinlerin vazgeçilmezi kırmızı oje, cazibeyi ve dikkat çekmeyi seven kadınların ortak noktası.

 

Parıltılı

Simler, değişik şekillerdeki parıltılar, tırnaklara capcanlı bir hava katar. Dinamik kadınların tercihi olan parıltılar heyecan isteyenlerin vazgeçilmezidir.

Bordo
Kış ve sonbahar mevsiminin vazgeçilmezi bordo, hiçbir zaman büyüleyici etkisini yitirmiyor. Adeta bir klasik hâline gelen bordo ojeleri hemen hemen bütün kadınlar severek kullanıyor. Gücü simgeleyen bu renk, kırmızının en koyu ve elegan hâli. Bu hâliyle şık ve tarz görünmemek pek mümkün değil.

Siyah
Kıyafet, ayakkabı ve çanta seçimlerinde ilk sıralarda gelen siyah, bazen ruh hâlini yansıtan ve her tonla uyum sağlayan bir renktir. Siyah renk oje, gücü ve istikrarı simgelemektedir.

Altın rengi
Heyecan veren altın rengi, özellikle şık davetlerde ve özel gecelerde çoğu kadının parıldamasını sağlayan bir renktir. Altın rengi rekabeti simgeler, tırnaklarında altın rengi oje olan bir kadın her zaman savaşmaya hazırdır.

Nötr renkler
Tırnakları oje yokmuş gibi gösteren nötr renkler, tırnakları narin ve asil gösterirler. Pastel tonlar güvenilir olarak da anılır. Naif, sakin ve duygusal kadınların tercihidir.

Turuncu
Kıpır kıpır, capcanlı, dinamik ve enerji dolu bir renktir. Turuncu ve tonlarını, rahat ve biraz umursamaz karakterlere sahip olanlar tercih ederler.

Pembe
Vintage tarz seven romantik kadınların tercihi olan bir renktir. Belli belirsiz pembeler tırnaklara kibarlık katar. Leydi pembesini deneyebilirsiniz.

Sarı
Kendisini mutlu ve rahat hisseden kadınların tercihi sarıdan yanadır. Güneşi temsil eder. Sarı oje tercih eden kadınların Optimist bir yapıya sahip oldukları söylenebilir.

Mor
Kimi zaman ağır, kimi zamansa dinamik bir renktir. Mor renkli ojeyi sevenler yaratıcılıktan yanadır. Mavinin sakinliğini, kırmızınınsa dinamikliğini içinde barındıran mor, sade ve enerjik insanlara iyi gider.

Mar 062015
 
Haz 232016
 

 

Manikür1

 

1.Tırnaklarınızı küt olarak törpüleyin.

 

2.Fransız manikürü tırnağı güçlendirmek ve ojenin kalıcılığını uzatmak için bir kat besleyici cila sürün.

 

3.Kolay olması için tırnağın uç tarafına bantla sınır belirleyin.

 

4.Bantla belirlenen kısma mat beyaz oje sürün ve bantları yavaşça çıkarın.

 

5.Pamuklu çubukla parmağa bulaşan yerleri temizleyin.

 

6.Beyaz ojenin dağılmasını önlemek için ojenin tamamen kuruduğundan emin olunca tırnağın tamamına bir kat bej, pembe tarzı doğal renkte oje sürün.

 

7.Son olarak ojeniz kurudutun , sonra cila uygulayın.

 

Kas 252015
 

Ayak bakımı kişisel hijyenin en önemli parçalarından biridir. Yoğun iş temposunda ayak bakımına vakit ayıramamaktan şikayet edenler için evde de yapabileceğiniz kürlerin tariflerine bir göz atalım mı?

İşte sağlıklı ve bakımlı ayaklara sahip olmak için evde pedikür yapmanın püf noktaları…

Ayak banyosu

Pedikür için en uygun başlangıç; ayak banyosudur. Önce ayaklarınızı vazelinle ovup ılık suyla dolu bir kapta 10-1 dakika kadar bekletin. Ardından kurulayın.

Skincare of a beauty female feet with camomile's flower

Fazlalıkları temizleyin

Çoğunlukla topuk ve çevresindeki deri kalınlaşır ve sert bir doku meydana gelir. Sorunlu olan bu bölgeleri bir ayak törpüsü ile deri incelene kadar törpüleyin. Ardından bir ponza taşı ile bölgenin üzerinden geçin ve pürüzsüz hale getirin.

Tırnakları kesin

Tırnaklarınızı bir tırnak makası veya pedikür makası ile kesebilirsiniz. Önemli olan düzgün kesmeniz. Tırnak etlerinizi törpünün ucuyla geriye doğru itin ve oval uçlu bir törpü ile temizleyin.

Törpüleme işlemi

Tırnaklarınızın oval olmasını istiyorsanız, törpünün kalın tarafı ile kenar kısımları yuvarlatıp kalan kısımlarını törpüleyin. Yine de her zaman küt törpülenen tırnakların daha sağlıklı olduğunu unutmayın.

ayak-catlaklari-icin-oneriler

Kenarları düzeltin

Törpünün ince tarafı ile tırnaklarınızın kenarlarını törpüleyin. Tırnak üzerindeki pürüzsüz bölgeleri önce kalın ardından da ince törpü ile düzeltmeniz mümkün.

Oje sürün

Ojenizi daha kolay sürmek için ayak parmaklarınızın arasına ayırıcı bir alet veya pamuk yerleştirin. Bu şekilde ojeyi düzgün kuruyabilir. Ojeyi taşırdığınızda, bir kulak pamuğu yardımıyla düzeltebilirsiniz.

DSC_0108_1

Siz de bunları kendiniz yapmak istiyorsanız aşağıdaki linkten manikür seti edinebilirsiniz. Sağlıkla kalın… :)

http://www.firsatsevdasi.com/kozmetik-17/cs-kahverengi-dama-manikur-seti_4898.html

Eki 222012
 

Biz bayanlar için tırnak bakımı çok önemlidir. Kusursuz bir münikür ve uygun bir oje ile eller çok çekici bir hale dönüşür. Ama bazen uzatmak istediğiniz tırnağınız sürekli kırılmalar yaşabilir. Buda haliyle çok can sıkıcı bir durumdur. Sürekli tırnaklarınız kırılıyorsa sizlere uzmanların açıklamış olduğu tırnak kırılması nedenleri ile ilgili önemli bilgileri paylaşıyoruz.

 

 

Tırnak kıırılmaları vitamin/mineral eksikliginin ya da başlı başına bir hastalığın belirtisidir.

Eksikliğinde tırnak kırılmasına neden olan mineraller: kalsiyum, magnezyum, demir ve çinkodur.

Yine eksikliğinde tırnak kırılmasına neden olan vitaminler de: A ve kansızlık ile bağlantılı olan b vitaminidir.

Hormon düzensizlikleri, troid hastalıkları, kalp hastalıklarının başlangıcında tırnak kırılmaları gibi belirtiler görülebilir.

Yine tırnaklarda görülen sedef hastalığı tırnakların kırılmasına ve incelmesine neden olur.

Tırnak kırılmasının yanı sıra tırnakların mor, sarı, yeşil renkler alması, tırnak yuzeyinde çizgiler oluşması, tırnak yuzeyinin düz dokusunun bozularak girintili çıkıntılı olması, tırnakların uzamaması, aşırı yumuşaması tırnaklarda görülen olumsuz etkenlerdendir.

Tırnak kırıllması tedavisinde ilk olarak herhangi bir hastalıkla ilişkili olup olmadığının tespiti için gerekli kontroller yapılır. Tırnak kırılması sebebi beslenme düzensizlikleri ise eksik vitamin/minerllerin ağırlıklı olduğu yeni bir beslenme programı uygulanır.

Tınakları çok fazla uzatmamakta da tırnak kırılması açısından fayda vardır.

Tırnakların bakımını düzenli olarak yapmak, nemlendirmek gerekir.

 Posted by at 14:07  Tagged with:
Eki 222012
 

*Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketmek kaçınılmaz olacak. Peki sağlıklı beslenmek için nelere dikkat etmeli?*

 

Kurban bayramına özel en büyük değişiklik, kırmızı et tüketiminin maksimum düzeylere ulaşması olur.

Kurban etini tüketirken nelere dikkat etmeli?

-Kurban bayramını sağlıklı geçirmek için kurban etinin kalitesi ve tüketimine dikkat etmemiz gerekir. Kurban etini alırken, kesim esnasında, hazırlık aşamasında ve saklama aşamasında sağlıklı beslenme ilkelerine uygun davranmalıyız.

-Birinci adım olarak kurbanlığınızı satın almadan önce veteriner kontrolünden geçtiğinden emin olmalısınız. Sağlıklı hayvan almanız ve uygun kesim şartlarını sağlamanız sizin ve ailenizin sağlığı açısından çok önemlidir.

-Kurbanlığınızın sakatat kısımları dediğimiz organ etlerini tüketmeyin. Etin bu kısımları doymuş yağ ve kolesterol açısından oldukça zengindir. Ayrıca başta karaciğer olmak üzere birçok organda zararlı madde birikimi olduğundan tüketmemelisiniz.

-Kurban etini kesildikten hemen sonra tüketirseniz, biraz sert olur.
Mümkün olduğunca kesimden sonra 24 saat buzdolabında bekletirseniz daha lezzetli ve yumuşak olur, kolay pişer ve daha kolay sindirilir.

-Etler, protein açısından zengin olduğundan sıcaklığa oldukça duyarlıdır ve kolayca bozulur. Bu nedenle etleri buzdolabında, buzdolabı poşetlerinde veya yağlı kağıda sararak maksimum 2-3 gün; buzlukta -2 derecede 7 gün; derin dondurucuda -32 derecede ise maksimum üç ay saklayabiliriz. Daha sonra tüketirken, dondurulmuş etleri buzdolabında çözdürün. Kalorifer üzerinde veya açık havada et çözdürmenin besin zehirlenmelerine yol açabileceğini unutmayın. Çözdürülmüş etleri yeniden dondurmayın.

-Etleri hazırlarken de dikkat etmemiz gerekir. Etlerin görünür yağlarının tamamı temizlenmelidir. Hazırlama işlemi sırasında, etler ve diğer besinler ayrı doğrama tahtalarında ayrı bıçaklar ile doğranmalıdır. Çiğ etten damlayan sular hiçbir besinle temas etmemelidir.

-Etleri pişirirken doğru pişirme yöntemlerini tercih edin. Kızartma ve kavurma, sağlık risklerini arttıran pişirme yöntemleridir. Sağlıklı pişirme yöntemleri; ızgara, haşlama, fırında veya mevsim sebzeleri ile birlikte tencerede pişirme şeklidir. Izgara yaparken, vitamin kaybını en aza indirmek ve dumanın içinde yer alan zehirli maddelerin ete geçmesini engellemek için, kömürler tam olarak yandıktan ve yarı kor haline geldikten sonra, etleri ateşten en az 15 santimetre uzakta tutarak pişirmelisiniz.

-İçerisine et veya kıyma giren yemeklere ekstra yağ eklemenize gerek yoktur. Çünkü etlerin dokuları arasında yer alan, görünmez yağ dediğimiz doku içi yağlar ısının etkisi ile erir ve yemeğe karışarak lezzet katar. Pişirdiğiniz etli sebze veya kuru baklagil yemeklerine ekstra yağ eklemeyin.

-Kuyruk yağı ve iç yağı, kalp-damar sağlığını tehdit eden ve kanserojen riskini arttıran yağ türleridir. Bu tür yağları kesinlikle tüketmeyin.

-Etinizi pişirirken hızlı ve yüksek ısıya maruz bıraktığınızda etin sadece dış yüzeyi pişer ve hızla katılaşır, sertleşir ve iç yüzeyi çiğ kalabilir. Eti uzun sürede orta hararetli ısıda pişirirseniz hem tam pişer hem de yumuşak olur.

Kurban bayramı sofralarında, etler dışında diğer besin gruplarına da yer vermelisiniz. Sebze yemekleri, salatalar, yoğurt, ayran ve cacık gibi süt ürünleri, ekmek olarak tam buğday veya tam çavdar ekmeği veya ekmek yerine bulgur, makarna ve kabuklu pirinç sofranızda beslenme dengesi oluşturur.

Et tüketiminde aşırıya kaçılmamalıdır. Her gün et tüketmeniz gerekir; ancak öğünlerde ortalama 60–120 gramı geçmeyecek şekilde ölçülü olarak tüketmelisiniz.

Bayramda kilo alma riski artıyor

Tatiller ve bayramlar kilo alma riskinin maksimum düzeyde olduğu zaman dilimleridir. Gerek düzensiz öğün saatleri gerek özel bayram ve tatil yemekleri ve tatil rehaveti sonucu alınan enerji artmakta, harcadığımız enerji de minimum düzeylere inmektedir. Bu kilo alma çıkmazına girmemek için küçük ayarlamalar yapmalıyız. Bu ayarlamaları şöyle sıralayabiliriz:

Sağlıklı beslenmek için bunlara dikkat!

-Bayram sabahı güne 2 bardak su ile başlayın. Zengin bir bayram kahvaltısı tüketebilirsiniz. Yavaş yiyin ve çeşitli beslenin.

-Bayramda da sık sık beslenmeye özen gösterin. Gün içerisinde 4 saatten uzun aç kalmayın.

-Öğünlerde aşırı besin tüketmemeye gayret edin. Eğer bir öğünde çok besin tükettiyseniz ve hangi besin grubundan fazla yediyseniz o besin grubundan yiyecek hakkınızı bir sonraki öğünde azaltmalısınız.

-Bayram süresince de günde 8-15 su bardağı =1,5- 3 litre su içmeye özen gösterin.

-Çay, kahve ve asitli içeceklerin tüketiminde aşırıya kaçmayın. Ihlamur, ada çayı ve rezene gibi bitki çaylarını tercih edebilirsiniz. Eğer mide ve tansiyon sorununuz yoksa günde 1–2 şişe doğal maden suyu da içebilirsiniz.

-Ana öğünlerde tabağınızın yarısını salata ve sebze yemekleri ile doldurun. Diğer yarısına ise 2-3 parça et ve 2-3 yemek kaşığı pilav, makarna ve bulgur gibi tahıl ürünlerinden alın. Pilav, makarna, bulgur ve çorba tüketiyorsanız yanında ekmek tüketmenize gerek yoktur.

-Şekerlemelerden ve çikolatalardan uzak durmaya çalışın. Ağır hamur tatlıları yerine, sütlü veya meyveli tatlıları tercih edin. Günde 1 porsiyondan fazla tatlı tüketmemeye özen gösterin.

-Bayram günüde hareketli olmaya çalışın. En az yarım saat orta tempolu yürüyüş yapabilirseniz çok iyi olur. Ayrıca gün içinde hareketliliğinizi arttırmaya çalışın.

Enerji harcayın!

Her şeye rağmen bir gün içinde düşündüğünüzden çok fazla yediniz, besin haklarınızı aştıysanız üzülmeyin. Afiyet olsun. Bunun telafisi kendinizi aşırı yormadan olabildiğince çok enerji harcayarak, aldığınız fazla enerjiyi vücudunuzdan atmak olmalıdır. Yalnız böyle bir davranışı her zaman tekrarlamayın. Üst üste birkaç gün boyunca yapacağınız bu tür kaçamaklar ile vücudunuzun kilo almaktan başka çaresi kalmaz. Bayramı artı kilolar ile bitirmek kaçınılmaz olur.

 Posted by at 13:15  Tagged with:
Tem 122012
 

İşte Christian Dior’un meşhur Addict’inin bir flanker’ı daha.

Daha önce Addict Eau Fraiche‘i piyasadan kalkana dek ne kadar severek kullandığımdan bahsetmiştim. Bu yaz Dior standlarında, yine tıpkı Addict Eau Fraiche’in şişesinin renginde bir şişe gördüğüm an keşke başka bir şey dileseymişim dedim. İyi ki başka bir şey dilememişim, şişenin modeli ve rengi aynı olsa da bu farklı bir parfümmüş.

Addict To Life ile yaşadığım kafa karışıklıkları bununla da bitmedi. Parfümün ismini çok zor buluyor ve bir türlü aklımda tutamıyorum. Acaba Dior bu ismi, insanın “addicted to..” deme refleksini köreltmek için, inadına seçmiş olabilir mi? Addict’in cümle içinde kullanmak için eğilip bükelemeyecek bir isim olduğunun altını çizmek, gerek parfüm serisiyle gerek ruj serisiyle neredeyse Dior’un bir alt markası olduğunu vurgulamak ve hatta Fransızca’daki gibi “Adik” şeklinde okusak daha iyi edeceğimizi mi söylemek istemişler? Yoksa ben mi çok fazla düşünüyorum?

Gelelim parfümün kendisine. Tüm oranlarıyla tipik bir Dior parfümü. Addict serisinin diğer üyeleri gibi modernliğiyle öne çıkıyor. Fakat, son derece kullanılabilir olmasına rağmen, bana zorlama bir yenilik gibi geldi.

Üst notalar: nar, ahududu, şeftali
Orta notalar: gül, yasemin, vadi zambağı
Alt notalar: sedir, beyaz misk

Parfüm ilk sıkıldığı anda neyi var neyi yoksa sergiliyor. Zaman geçtikçe evrimleşmesinden çok, ilk anda aldığınız tüm sıkış tıkış notaların birbirinden biraz uzaklaşıp daha kolay ayırt edilir olması söz konusu.

Bana hatırlattığı şey çok net: aseton, oje, biraz saç boyası, saç spreyi… Yani kuaför. Çiçek ve meyve kokularıyla örtülmeye çalışılan bir kimyasal şöleni. Bazı anlarda bu yakıcı kimyasallık, baharatları da çağrıştırabiliyor ve parfüm o anlarda gerçekten çekicileşiyor. Fakat ben bu izleri ne kadar takip etmeye çalışsam da, ilk çağrışımım arkamdan bas bas bağırıyor. Merak ediyorum, hiç kuaföre gitmemiş olsam bu parfüme karşı neler hissederdim. Acaba o zaman bu koku beni, Angelina Jolie’nin saçlarından çok dudaklarının dikkat çektiği bir fotoğrafının çerçevelenip garip sıvalı bir duvarla juxtapose edilmiş halinden daha iç açıcı bir modernlik boyutuna taşır mıydı? Yine de seçilen çiçek ve meyvelerin, dayanılmaz bir boyutta olmasa da, içimi sıkacağından neredeyse eminim. Sanki bu parfüm gerçekten etkileyici olmak için fazla sıkışık, fazla “derleme”.

Addict To Life’ın tanıtım kampanyası, geleceğin modasının temsilciliğini yapan şehir kadınını tanımlıyor. Gelecek, şehir… Kimyasal… Katılıyorum. Belki bunu sizin hoşunuza gidecek şekilde yapıyordur. Dolayısıyla benim yıldızım barışmasa da aslında eli yüzü düzgün bir parfüm olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Denemekte fayda var.

Haz 282012
 

“Adını Feriha Koydum” dizisinin sezon finali uzun süre hafızalardan çıkmayacak. Neden mi? Diziye adını veren Feriha, finalde ölüyor.

Feriha sezon finalinde ölüyor!
Ekranların en çok izlenen yapımlarından “Adını Feriha Koydum” dizisinin son bölümünün çekimi Etiler’de bir parkta yapıldı. Yapımcı şirketin aldığı tüm önlemlere rağmen, dizinin görüntüleri basına sızdı.

Sezon finalinde bakın neler oluyor?
Levent’ten (Barış Kılıç) evlenme teklifi aldığı görülen Feriha (Hazal Kaya) kalbinin sesini dinliyor ve Emir’le (Çağatay Ulusoy) nikah masasına oturuyor.

Ancak bu mutluluk uzun sürmüyor ve Feriha Emir’le ilk dansını ettiği sırada vurularak öldürülüyor.

Son sahnede yönetmenin isteği üzerine buğulu gözlerle bakması beklenen Hazal Kaya’nın ağlama krizine girmesi ise çekimlere kısa bir mola verilmesine sebep oldu. Hazal Kaya’nın diziden ayrılacak olmasından dolayı hüzünlenip ağladığı konuşuluyor. Genç yıldız, başka bir projede yer almak için diziden ayrılmış.

“Adını Feriha Koydum” önümüzdeki sezon Feriha’sız nasıl olacak acaba? Meraktayız…

Haz 252012
 

Bazı insanların tırnaklarında dönem dönem beyaz lekeler ve çizgiler görülmektedir.Bu beyaz lekeler ve çizgiler tamamen vücudun ürettiği birşeydir. Bu çizgiler tırnağınızın direncini kırar. Kırılmalarını engellemeniz için tırnaklarınızı kısa kesmelisiniz. Şekil bozukluğunu ise doktorunuzun uygulayacağı tedaviyle giderebilirsiniz.

Tırnağın, çok fazla ojeli kalmasının ya da sigara içmenin de tırnaklar üzerinde sarartmak gibi olumsuz bir etkisi olabileceğini vurgulayan uzmanlar, “Bunun çok çirkin bir görüntü olduğunu düşünüyorsanız, yüzeysel bir temizleme uygulayabilirsiniz. Ayrıca tırnakları besleyici ürünlerden yararlanabileceğiniz gibi, ojenizin markasını da değiştirebilirsiniz.

Bazen çocukluğumuzdan beri tırnaklarımızda beyaz beyaz lekelerle karşılaşırız. Bu vücudumuzda bulunan, saç ve tırnağımızın temelini oluşturan keratin hormonu gerektiği gibi çalışmıyor demektir. Sonradan meydana gelmiş olabilecek koyu renk beyaz lekeler ise manikür sırasında tırnakların çok fazla zarar görmesi ve mantar kapması nedeniyle oluşmuş olabilir.

Travmatik olaylar sonucunda karşılaşabileceğimiz bu tırnak sorunu için sadece bir süre beklemek yeterli. Bütün bu sorunlarla baş etmenin en etkili yolu ise dışarıda yaptırsanız bile kendi manikür takımınızı kullanmanızdır” şeklinde sözlerini tamamladı.

Haz 252012
 

Hava sıcaklıklarının artmasıyla güneş çarpması tehlikesi oluşur. Güneş çarpması durumunda alınacak ilk tedbirler neler olmalı? Sıcak havalarda, evde, ofiste, arabada ve dışarıda nelere dikkat edilmeli?

Güneş çarpmasına dikkat!
Sıcakların arttığı şu günlerde önemli sorun sıcak çarpmasıdır. Sıcak ve nemli havada, genellikle yeterli sıvı almadan yapılan egzersiz sonrası oluşur. Vücudun ısı ayar sistemi bozulur. Aşırı su ve tuz kaybı olur.

Yüksek ateş, tansiyon düşüklüğü, nabızda hızlanma, aşırı yorgunluk, bitkinlik, ağrılı kramplar, kalpte ritm bozukluğu, baş ağrısı, kusma-ishal, huzursuzluk, havale, bilinç bulanıklığı olur. Zamanında müdahale edilmezse ölüme neden olabilir.

Amerikan Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sunay Sandıkçı sıcak çarpmalarına karşı şu uyarılarda bulunuyor:

“Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastağı (kalp-damar hastalığı, hipertansiyon, ritm bozukluğu,solunum sistemi hastalığı, böbrek hastalığı, diyabet ve diğer endokrin hastalıklar, karaciğer hastalığı, Alzheimer, Parkinson vs.) olanlar, depresyon ve akıl hastalığı olanlar, alkolikler, yalnız yaşayanlar, muhtelif ilaç (diüretik gibi) tedavisinde olanlar, yatağa bağlı olanlar, hamile kadınlar ve şişmanlar, sıcakta ağır fizik aktivitede bulunanlar risk altındadır.

Risk, bireysel durum, sıcağa maruz kalma düzeyi, sıcak havaya adaptasyon yeteneğine göre değişir.

Güneş çarpmasında alınacak ilk tedbirler
Sıcakta veya güneşte olan birinde ateş, aşırı halsizlik, bayılma veya ciltte aşırı kuruma olduğu fark edilirse hemen serin ve hava akımı olan bir yere alınmalı, giysileri çıkarılmalı, düz yatırılmalı, bacakları yukarı kaldırılmalı ve ciltten buharlaşma sağlayacak şekilde soğutulmalıdır. Bu nedenle vantilatör önünde cildi ıslatılabilir, soğuk su banyosu yaptırılabilir veya koltuk altı, boyun ve kalçalarına soğuk kompres uygulanabilir. Ancak alkolle soğutulmamalıdır.

Bilinci açıksa bol su ve tuzlu ayran verilmeli. Şuur bulanıklığı, havale geçirme gibi belirtiler varsa vakit geçirmeden hastaneye götürülmelidir. Ayrıca kas krampları serin bir yerde dinlenme ve bol sıvı almaya rağmen bir saatten uzun sürerse yine doktora başvurulmalıdır. Hastanın soğutulması ve yeterli sıvının verilmesi önemlidir. Ateş düşürücülerin faydası yok, hatta verilmesi sakıncalı olabilir.

Sıcaklarda nasıl beslenmeli? 

  • Sıcak havalarda görünmeyen sıvı kaybı (idrar ve terleme dışı) fazladır. O nedenle kaybedilen su ve tuzu yerine koyacak tarzda bol sıvı almalı, susamayı beklemeden günde en az 2- 2.5 litre sıvı tüketmeye özen gösterilmelidir. Bu durum özellikle susama hissi azalmış yaşlılar için önemlidir. Susamak vücudun su ihtiyacının bir göstergesi değildir; idrar rengi daha güvenilir bir göstergedir. İdrarın koyu sarı renkte olması vücutta su eksikliğini gösterir. Yanınızda su şişesi taşımalı, bol miktarda tuzlu ayran tüketmelisiniz.
  • Alkol, fazla kafein almamalı.
  • Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. Sık aralıklarla ve az az, sebze ve meyveden zengin beslenilmeli. Proteinden zengin gıdalar azaltılmalı.
  • Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı. Çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli.

Nasıl giyinmeli? 
Açık renkli, pamuk ya da keten gibi kumaştan yapılmış, bol ve rahat giysiler tercih edilmeli. (Sentetik kumaştan giysiler ciltten buharlaşmaya izin vermediğinden hissedilen sıcağı artırır) Dışarı çıkarken geniş kenarlı şapka, şemsiye, uygun güneş gözlüğü kullanılmalı.

Sıcakta yapılmaması gerekenler
Güneşin dik geldiği günün en sıcak saatlerinde (saat 10.00-16.00 arası) zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı. Bu saatlerde denize- havuza girilmemeli, güneşlenilmemeli, dışarıda spor ve yürüyüş yapılmamalı. Bronzlaşmak için güneşin altında saatlerde yatılmamalı. Sabah ve ikindi saatlerde bile güneşten koruyucu krem kullanarak kısa sürelerle güneşlenilmeli.

Sıcaklarda nelere dikkat edilmeli?

Evde: Yaşanılan ortam serin tutulmalı. İdeal oda sıcaklığı gün içinde 32°C’nin altı, gece 24°C’ın altıdır. Bu durum özellikle bebekler, 60 yaşın üstündekiler ve kronik hastalığı olanlar için önemli. Odanızı özellikle dış ortamın daha serin olduğu gece ve sabah erken havalandırın. Gündüz güneşe karşı olan pencere ve kepenkleri kapatın. İlaçlarınızı 25 derecenin altında veya buzdolabında saklayın.

Ofiste: Ofisilerin yeterince havalandırılmasına özen gösterilmeli. Ofis sıcaklığı optimal şekilde klimatize edilmeli.

Arabada: Kapalı ve park edilmiş araç içinde uzun süre kalınmamalı. Araçlar yeterince havalandırılmalı, klimaları optimal ısıyı sağlayacak ve esinti direkt üzerinize gelmeyecek şekilde ayarlamalı. Özellikle bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Çünkü araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselir.

Dışarıda: Açık havada çalışanlar özellikle risk altında. Bu nedenle dışarıdaki işlerinizi ve aktivitelerinizi hava durumuna göre programlayın. Egzersizinizi sabah saatlerinde yapın. Güneşin dik olduğu öğle saatlerinde (saat 11.00 ile 16.00 arası) mümkünse dışarı çıkmayın. Sık sık serin yerlerde mola verin. Bol sıvı almaya özen gösterin. Başınızı, gözlerinizi ve cildinizi güneşten koruyun. Bu nedenle geniş şapka, şemsiye, uygun güneş gözlüğü ve güneş koruyucu krem kullanın.

Hastalar: Hastalığınız var ve ilaç kullanıyorsanız (özellikle idrar söktürücü, beta bloker, antidepresan, antipsikotik, tansiyon ilacı, antihistaminik) mevcut hava şartlarına adaptasyonunuz konusunda bilgilendirme ve ilaç dozlarınızın ayarlanması için doktorunuza başvurun.

İş yerlerinin üzerine düşen sorumluluklar
Sıcak ve nemli ortamda çalışmak sadece rahatsızlık hissi vermez, aynı zamanda ciddi sağlık sorunları oluşturabilir. O nedenle işveren, çalışanlar üzerindeki sıcak stresini azaltacak tedbirler almalıdır. Bu nedenle iş yerinin sıcaklığı azaltılmalı. Klima veya vantilatörler, izolasyon ve havalandırma yollardan birkaçı. Fakat bazı iş yerlerinde (fırın, hamam, çamaşırhane) bunu sağlamak kolay değil. Sıcaklık 35°C’nin üzerindeyse vantilatör sıcağın etkisini önlemez.

Diğer yandan insanın sıcağa alışma, uyum sağlama yeteneği vardır. Bu durum, normal şartlarda 5-7 gün içinde olur. İlk gün hissedilen rahatsızlık giderek azalır. Kişilere uyum sağlaması için süre tanımalıdır.

Sıcak stresi, kısmen iş sırasında vücutta oluşan ısı miktarına bağlıdır. Oluşan ısı miktarı sürekli ağır işte çalışanda, aralıklı ve hafif işte oluşandan daha fazladır. O nedenle ısı stresini azaltmanın bir yolu da işi kolaylaştırmak ve yeterli molalar vermektir. Çok gerekli olmayan işler ertelenebilir. Ortamın klimatize edilmesi, gerekli istirahat süresini azaltacağından verimliliği artırır. Sıcak iş yerlerinde serin dinlenme alanlarının temini sıcak stresini azaltır. Sık ve kısa molalar en faydalı olanı.

Sıcak ortamda çalışırken terle çok sıvı kaybı olduğundan, bu kaybı karşılayacak içme suyu kaynakları olmalı. İş yerine uygun koruyucu giysi temin edilmeli. Çalışanların sıcak çarpması konusundaki farkındalıkları önemli. O nedenle eğitim gerekli.

Diğer yandan bu konu bir devlet politikası olmalıdır. Kısa – orta – uzun vadeli tedbirler gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün, iklim değişikliğinin sağlığa etkisinden korunmak için aktif ve uzun süreli bir programı var. Son yıllarda oluşan iklim değişikliğinin sağlığa etkilerine karşı önlem planı, pek çok Avrupa ülkesinde giderek önem kazanan bir konu. Nitekim 2003 yılındaki sıcak hava dalgasında Fransa’da görülen ölümlerden sonra alınan tedbirlerle, 2006 yılındaki sıcak hava dalgasında daha az oranda ölüm oldu. Bu konuda EuroHEAT, Avrupa şehirlerinde sıcağın halk sağlığa etkisini saptayıp, sıcak dalgasına karşı hazırlıklı olmak için sağlık sistemlerinin iyileştirilmesine yönelik projeler geliştirip iklim değişikliğine adaptasyon startejileri oluşturuyor.”

Prof. Dr. Sunay Sandıkçı
İç Hastalıkları Uzmanı