Kas 252015
 

Ayak bakımı kişisel hijyenin en önemli parçalarından biridir. Yoğun iş temposunda ayak bakımına vakit ayıramamaktan şikayet edenler için evde de yapabileceğiniz kürlerin tariflerine bir göz atalım mı?

İşte sağlıklı ve bakımlı ayaklara sahip olmak için evde pedikür yapmanın püf noktaları…

Ayak banyosu

Pedikür için en uygun başlangıç; ayak banyosudur. Önce ayaklarınızı vazelinle ovup ılık suyla dolu bir kapta 10-1 dakika kadar bekletin. Ardından kurulayın.

Skincare of a beauty female feet with camomile's flower

Fazlalıkları temizleyin

Çoğunlukla topuk ve çevresindeki deri kalınlaşır ve sert bir doku meydana gelir. Sorunlu olan bu bölgeleri bir ayak törpüsü ile deri incelene kadar törpüleyin. Ardından bir ponza taşı ile bölgenin üzerinden geçin ve pürüzsüz hale getirin.

Tırnakları kesin

Tırnaklarınızı bir tırnak makası veya pedikür makası ile kesebilirsiniz. Önemli olan düzgün kesmeniz. Tırnak etlerinizi törpünün ucuyla geriye doğru itin ve oval uçlu bir törpü ile temizleyin.

Törpüleme işlemi

Tırnaklarınızın oval olmasını istiyorsanız, törpünün kalın tarafı ile kenar kısımları yuvarlatıp kalan kısımlarını törpüleyin. Yine de her zaman küt törpülenen tırnakların daha sağlıklı olduğunu unutmayın.

ayak-catlaklari-icin-oneriler

Kenarları düzeltin

Törpünün ince tarafı ile tırnaklarınızın kenarlarını törpüleyin. Tırnak üzerindeki pürüzsüz bölgeleri önce kalın ardından da ince törpü ile düzeltmeniz mümkün.

Oje sürün

Ojenizi daha kolay sürmek için ayak parmaklarınızın arasına ayırıcı bir alet veya pamuk yerleştirin. Bu şekilde ojeyi düzgün kuruyabilir. Ojeyi taşırdığınızda, bir kulak pamuğu yardımıyla düzeltebilirsiniz.

DSC_0108_1

Siz de bunları kendiniz yapmak istiyorsanız aşağıdaki linkten manikür seti edinebilirsiniz. Sağlıkla kalın… :)

http://www.firsatsevdasi.com/kozmetik-17/cs-kahverengi-dama-manikur-seti_4898.html

Mar 062013
 

Kadınlar Neden Daha Çok Üşür?

Kimileri soğuğa daha dayanıklıyken, kimilerinin ayakları neden bir türlü ısınmaz? İşte merak edilen sorunun yanıtı.

Kimileri soğuğa daha dayanıklıyken, kimilerinin ayakları neden bir türlü ısınmaz? Erkekler kadınlara oranla soğuktan daha az mı etkilenir?

Spor hekimi Joachim Latsch herkesin kendine has bir üşüme tarzı olduğunu belirtiyor ve bunun nedeni “Her insanın cildinde sıcak ve soğuğu algılayan sensörler mevcut. Bu sensörlerin dağılımının farklı oluşu nedeniyle herkesin ısı algısı da farklı” şeklinde açıklıyor.

Örneğin kimi insanların kulaklarında soğuğu algılayan sensörler fazla olduğu için kulakları çok üşürken, kimilerinde bu sensörler ayaklarda yoğunluk gösteriyor ve ayakları bir türlü ısınmıyor. Bunun dışında tüm insanlarda farklı miktarda sensör bulunuyor. Ancak dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun insanlar yaklaşık olarak aynı vücut ısısına sahip.

Joachim Latsch, “İnsandan insana biraz oynama göstermekle birlikte hepimizin vücut ısısı yaklaşık 36,5 derece. Aradaki fark sadece 4-5 derece olsa da bu ısının 42 dereceyi aşması, hayati tehlike anlamına geliyor. Yine 30 derecenin altı da aynı şekilde ölümcül” diyor.

Ölümcül olabiliyor

Vücut ısısı aşırı şeklide düştüğünde kalp ve beyin gibi hayati önem taşıyan organlar görevlerini yerine getirememeye başlıyor. Bu da baygınlık ve hatta donarak ölüme sebebiyet verebiliyor. Bu nedenle vücut ısısındaki en küçük bir düşüş, alarm sinyallerinin çalmaya başlamasına neden oluyor. Gözle görülebilen ilk sinyal, vücuttaki tüylerin diken diken olması.

Joachim Latsch sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu insanların vücudunun tamamen tüylerle kaplı olduğu zamanlardan kalma bir şey. Sahip olduğumuz tüm tüylerin çıkış noktasında küçük bir kas mevcut. Soğukla karşılaştığında bu kas kasılıyor ve bu da tüylerin dikleşmesini sağlıyor.”

Bu hareketin temelinde tüyler arasında vücudu ısıtacak bir hava tabakası oluşturma mantığı yatıyor. Latsch vücudun soğuğa karşı başka bir tepkisininse titreme ve dişlerin birbirine vurması olduğunu belirtiyor: “Vücut ‘Üşüyorum, o halde bir şeyler yapmalıyım’ diyor. İşte o noktada kaslarda titreme başlıyor. Ancak çenemiz çiğneme hareketi için ihtiyaç duyduğumuz çok güçlü bir kas yapısına sahip ve iki küçük eklemle oldukça gevşek bir biçimde başımızın geri kalanına tutturulmuş durumda. Bu kaslar titremeye başladığında çenemiz çok hareketli olduğundan dişlerimiz hızlı bir biçimde birbirine vurmaya başlıyor.”

Kasların etkisi

Kaslardaki titreme hareketi dolaşımı hızlandırıp ısınmamızı sağlıyor. Vücuttaki kas oranı da yine üşüme üzerinde etkili bir diğer faktör. Kadınların vücudu ortalama yüzde 25 oranında kastan oluşurken, erkeklerde bu oran ortalama yüzde 40 seviyesinde. Vücuttaki kas oranı yükseldikçe soğuğa dayanıklılık da artıyor. Kadınların çok üşümesinin altında da bu neden yatıyor. Yani soğuğa dayanıklılık için biraz kilolu olmanın avantajlı olduğunu savunan yaygın görüş aslında hurafeden ibaret.

Joachim Latsch, “Üşümek istemiyorsanız kilo almaya çalışmayın, kalkıp hareket edin” diyor.

Mar 032013
 

huzursuz bacak sendromu tedavisi…

HBS Tedavisi, Huzursuz Bacak Sendromu Bitkisel Tedavisi…

HBS tedavisinde yaklaşım nasıl olmalıdır? HBS’nin tipine göre karar vermek uygun olur…

1. Ara sıra çıkan (intermitan) tipte, devamlı tedavi ge­rekmez. Belirtilerin çıktığı gün ve günlerde ilaçsız (non-farmakolojik) yaklaşımlar yeterli olabilir.

Bunlar;
a) içiyorsa, sigara, kahve ve alkolü kesme,
b) başka nedenlerle kullandığı ilaçları gözden geçirmey­le başlar.

Şöyle ki; depresyona karşı (antidepresif), nöroleptik ilaçlar, methoclopamid tipi bulantı-kusmaya karşı kullanı­lanlar sedatif veya kalsiyum kanal blokeri gibi kalp-tansi-yon ilaçları, sara tedavisinde kullanılan Fenitoin, kan yağ­larını düşüren ilaç varsa hekimine sorularak azaltılmalı ve­ya gerektiğinde kesilmelidir.
c) Kendini uyanık tutma -mental aktiviteyi artırma- vi­deo oyunları, bilmece çözme vb.
d) Kan serumu ferritin düzeyi düşükse demir ve gereki­yorsa B12 vitamini tedavisine başlama,
e) Uyku hijyeni kurallarına uymak.

Yukarıdaki önlemler yetersiz kalırsa, belirtilerin her gün geldiği hastalardaki gibi ilaç tedavileri de denenebilir.

2. Her gün gelen tip: İlaçsız tedavilere ek olarak, L-do-pa + Benserazide veya Carbidopa-Levodopa 125 mg. ile başlanır. Gerekirse bunların uzun etkili olanları kullanıla­bileceği gibi dopamin agonistleri (Pramipexole, Ropinero-le vb.) veya gerekirse opioidler (morfin cinsi ilaçlar) da de­nenebilir.

İlaçlar gece yatmadan bir saat önce tek başına alınma­lı, en düşük dozla başlamalı, o doz yetersiz kalırsa miktar yavaş yavaş artırılmalıdır. Dozdaki değişmeler üç-yedi gün aralarla denenebilir. Sakinleştirici etkisi varsa, o ilacın do­zu azaltılmalıdır.

3. Tedaviye yanıt vermeyen dirençli tipler: Bunlar, kul­lanılan dopaminerjik ilacın dozu yeterli olduğu halde ve doz artırılırsa, ilaca bağlı yan etki çıkan olgulardır. Yapıla­cak şey, kullanılan dopaminerjik ilacın dozunu azaltıp ya­nına yeni bir dopamin agonisti ilaç ekleme denemesidir.

Değişik ilaç kombinasyonları L-dopa + Gabapentin ve­ya ikincisi yerine Opioid veya Benzodiyazepin birlikte ve­rilebilir.

HBS’de ilaçsız tedavilerden neyi anlıyoruz? HBS’li hastaların çoğu yaşlı olduğundan ilaçların yan etkileri göz önüne alındığında arasıra gelen veya hafif şid­detteki hastalarda ilaçsız (non-farmakolojik) yaklaşımları denemek uygun olur. Şiddetli HBS olgularında ilaçsız te­daviler yarar sağlamaz.

1. Yatmadan önce kol ve bacakları germe ve fizik akti-vite faydalı olabilir. Hafif veya orta derecede egzersiz belir­tileri hafifletir. Ağır egzersizler ise semptomları artırır.

2. Bacaklara masaj yapmak denenebilir.

3. Yatmadan önce ılık veya sıcak banyo yararlı olabilir.

4. Mental aktiviteyi artırma, video oyunları oynamak, kompütür programlama, resim, örgü-nakış yapma ve aktif tartışmalara katılma faydalı olabilir. Bunların etkisi kişiyi uyanık tutma yoluyladır.

5. Dondurma ve unlu gıdaları mümkünse yememe (ilaçların etkisini azaltabilir).

6. Sedanter hayattan (uzun süreli oturma, hareketsiz kalmaya dayalı yaşam) sakınmak. Seyahatleri sabahsaat­lerine denk getirmek uygundur. Menstürasyon dönemle­rinde hareketsiz kalmaktan sakınmalıdır.

7. Cinsel ilişki ve orgazmın uyku sağlama açısından iyi geldiğine dair bireysel hikayeler mevcuttur.

8. EEG alfa aktivitesi eğitimi (alpha training), hasta eğitimle (telkin) kendi alfa aktivitesini, semptomlarını dü­zeltecek, şiddetlenmesini önleyecek frekans, amplitüd ve miktar yönünden ayarlamayı öğrenebilir. Kendine uygun alfa aktivitesine ulaşmayı içten isterse varabilir. Bu eğiti­min amacı, kişinin iç inhibisyonunu kendi gayretiyle geliş­tirmeyi öğrenmesidir. Yoga, meditasyon ve hipnozda da amaç aynıdır. İç inhibisyonu (kendi kontrol mekanizması­nı geliştirmek) o kişi için bir yetenektir. Zihinsel aktiviteyi artırarak uyanık halde kalmanın altında yatan ana fikir bu olup, uygun EEG alfa ritmini yakalamaktır. Kişi bu eğitimde işe yarayacak uyaranlara kendini bırakıp, yara­mayacak olanlara kapılarını kapatmasını öğrenir. Kronik ve şiddetli HBS olgularda bu yöntem etkili olmayabilir.

9. Bacaklara dışarıdan karşı pulsasyon uygulamak. En-henced External Counter Pulsation (EECP) tedavisi: Bu tedavi, koroner şikâyetleri olup, ameliyat edilemeyen kalp hastalarında, bacaklara kalçaları da içine alan bir manşon (tansiyon aleti manşona benzer) aracılığıyla kalp ritmiyle uyumlu pulsasyonların (basınç) uygulanmasıdır. Yaşlı ko­roner hastaları içinde tesadüfen HBS’si de olanlar bu tedaviden ortalama otuz bir gün sonra belirtilerinde düzelme göstermişlerdir. HBS’nin “damarsal tedavisi” adı da veri­len bu yöntemde iyi etki geç çıkmaktadır. Muhtemel etki mekanizmasının bacaklar yoluyla gönderilen pulsasyonların, bacak damarlarının kaslarına otonom sempatik sinir sistemi akışında HBS’deki muhtemel artmayı frenleme yo­luyla olması düşünülebilir.

Eki 222012
 

Kusursuz bacaklara sahip olmanın sırlarını merak ediyorsanız sizlere uzmanından seksi ve biçimli bacaklara sahip olmanız için gereken önerileri sunuyorum.

 

 

Bacak bacak üstüne atmak!

Bacak bacak üstüne atmanın göze her ne kadar hoş görünse de sağlık açısından pek yararlı olduğunu söylemek zor. Çünkü bu “estetik” hareket, kan dolaşımını düzensizleştiriyor ve metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor.

Özellikle masa başında çalışıyorsanız, bacak bacak üstüne atmak yerine, bacaklarınızı mümkün olduğunca uzatın ve gerin. Her öğünde karbonhidrat bakımından zengin tahıl ürünleri, ekmek, makarna, pilav ve meyve gibi gıdaları tüketin. Bu gıdalar sindirim sistemini düzene sokarak metobolizmanızı harekete geçirecektir.

Egzersiz yapın!

Yapacağınız egzersizler kan dolaşımını hızlandırarak, bacak kaslarını besler. Özellikle aerobik ya da step egzersizleriyle ya da bisiklet kullanarak bacak kaslarınızı şekillendirebilirsiniz. Masa başında otururken de egzersiz yapabilirsiniz.

Düzenli masaj yapın!

Cildinizdeki ölü hücreleri gidermek için harcadığınız çaba ve enerjiyi vücudunuz içinde harcamalısınız. Yenileyici etkisi olan peeling’in canlandırıcı etkisi vücut içinde geçerlidir.

Bacaklarınızı kremlerken ürünü topuklarınıza kadar sürmeye özen gösterin. Böylece kuruyan, çatlayan ve kalınlaşan topuklarınızı yumuşatabilirsiniz.

Özellikle sıcak yaz günlerinde sık sık duş almak için birçok nedeniniz olacak. Bunlardan biri de yüksek topuklar üzerinde şişen ve yorulan bacaklardaki gerginliği yok etmek…

Oturduğunuz yerde popo kaslarınızı gerin ve bırakın. Bu hareketi hergün 10 kez tekrarlayarak kalça ve bacaklarınızın şekillenmesini sağlayabilirsiniz.

Bacaklarınızın iç kısımlarını sıkılaştırmak için dizlerinizin arasına bir tenis topu koyup, onu patlatacakmış gibi sıkın. Kaslarınızın çalıştığını hissedeceksiniz.

Cildin kalınlaştığı diz ve dirseklerinizi peeling ile yumuşatabilirsiniz. Banyodan sonra özellikle sıcak suyun etkisiyle kuruyan cildinizi nemlendirmek için vücut sütü kullanmalısınız.

Yaz gelirken bacaklarınızın bakımını ihmal etmeyin. Pürüzsüz ve güzel bacaklara sahip olmak için vereceğimiz önerileri aklınızdan çıkarmayın!

Bakım programları, terapiler ve egzersizler dışında, birkaç küçük püf noktasıyla da kusursuz bacaklara sahip olabilirsiniz. İşte adım adım mükemmel bacaklara ulaşmanın sırrı…

Haz 012012
 

Ayak eklemi vücudun en uç kısmında yer aldığı için özellikle ayak parmaklarında tıpkı el parmaklarında olduğu gibi soğukluk ve solukluk olabilir. Bu açıdan ayak damarlarının yakın takibi çok önemlidir.

Özellikle ayak sırtındaki ‘dorsalis pedis’ adlı damar; bacakların beslenmesinin iyi bir belirtecidir. Bu beslenme zayıfladığında parmaklarda önce soğukluk ve solukluk başlar, hastalık tedavi edilmezse parmaklarda morarma, en son noktadaysa kangrene bağlı organ kaybı izlenebilir. Bu durum daha çok temiz kan damarlarındaki (atar damar) yetmezlikte görülür.

Kirli kan damarlarındaki (toplar damarlardaki) yetmezliklerse venöz yetmezlik adı altında sınıflandırılır. Bu yetmezliğin hafif durumlarında uzun süre ayakta durma sonrasında bacak damarlarında göllenme sonucunda ayak bileği etrafında ödem oluşur. Ayak bileğini kalp seviyesi üzerinde tutmakla bu ödem azaltılabilir. Yine bu ödem, ilk safhalarında varis çorapları ve egzersizlerle tedavi edilebilirken, ileri dönemlerde cerrahi müdahale gerekebilir. Venöz yetmezlikte ayak bileği etrafındaki derinin bozulması başka cilt hastalıklarıyla karıştırılabilir ancak bunun nedeni kanlanmanın bozulmasına bağlı gelişen ülserlerdir.

Spor sonrası şişkinlik

Bacak ve ayaklardaki çoğu damar hastalıkları, şişkinlik veya dolgunluk hissi verir. Ancak bu tür vakalar içerisinde özellikle yoğun egzersiz sonrası olan ve tekrarlayan bir durum dikkat çekicidir. Kronik kompartman sendromu dediğimiz bu durumda bacak kaslarını içine alan ‘fasya’ adlı odacıklarda ödem oluşur. Bu ödem egzersizle ve kanın bacaklara yüksek düzeyde gönderilmesiyle artar. Bu hastalığın kesin tanısı için kompartman içi basınçlarının özel bir cihazla ölçülmesi gerekmektedir. Medikal tedavi ve egzersizlerin yeterli olmadığı durumlarda fasyatomi denilen kasları içine alan fasyaların kesilerek rahatlatılması önerilebilir.

Cam batması hissi

Bir de ‘plantar fasiit’ tablosu vardır. Bu tablo, kalkaneus denen topuk kemiğine yapışan kasların aşırı zorlanmalarına bağlı gelişir. Tedavisinde ayak taban kaslarını düzenli germe ve güçlendirme egzersizleri, uygun tabanlık ve ayakkabı kullanımı, tetikleyici faktörlerin ortadan kaldırılması önerilir. Halk arasında sıkça kullanılan ‘topuk dikeni’ndeyse topuktaki kalkaneus kemiğinin ucunda ek bir kemikleşme izlenir. Bu görüntü bir dikeni çağrıştırdığı için bu isim kullanılır. Tedavisi, ‘plantar fasiit’e benzer ancak inatçı vakalarda enjeksiyon tedavileri denenebilir.

Özellikle atletlerde sık rastladığımız aşil tendiniti, ayakkabı alışkanlıklarının sık değiştirilmesi ve zorlama- lar sonucunda sporla uğraşmayan kişilerde de görülebilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyonun yanında topuk yükseltme, aşil tendonu üzerindeki baskıyı azaltacağı için fayda sağlar.

Ayak tabanında çökme

Bu şekilde ifade edildiğinde insanı karamsarlığa sürükleyen bir tanı olan pes planus (düz tabanlık) çok sık rastladığımız bir ayak hastalığıdır. Çok çeşitli nedenlere bağlı olabilir. Pedobarografi denen ayak basınç ölçüm cihazlarıyla kişinin kendine özgü ayak haritası çıkarılıp, özel tabanlıklar üretilebilir.

Dr. Eser Alptekin

Haz 012012
 

Ayaklarımız belki de vücudumuzun en önemli organlarından biri;

Küçücük bir ayak rahatsızlığında dahi hayatımız zehir olur…

Ayağımızda oluşan küçücük bir nasır, parmak arasında oluşmuş küçük bir pişik veya bacaklarımızda oluşmuş varisler, basit tırnak batması hayatın güzelliğini anlamak, sağlıklı olmanın ne güzel bir şey olduğunu anlamamız için yeterlidir.

Oysaki ayak sağlığı ve ayak bakımı genellikle küçük ve basit önlemlerle devam ettirilebilir.

Ayak ağrılarını ihmal etmeyin. Genel inanışın aksine, ayak ağrısı normal bir şey değildir. Ağrılar sürerse bir dokora görünün.
Ayaklarınızı düzenli olarak inceleyin. Ayaklarınızın renk ve ısısındakı değişikliklere dikkat edin. Tırnaklarda kalınlaşma ve renk bozuklukları, ciltte kesik, çatlak ve dökülme olup olmadığını kontrol edin.

  • Ayaklarınızı düzenli olarak yıkayın. Özellikle parmak aralarını iyi yıkayın ve çok iyi kurulayın.
  • Ayak tırnaklarınızı aşırı kısa olmadan, düz kesin. Tırnak köşelerini ve yanlarını kesmek ileride tırnak batmasına neden olur.
  • Ayağınıza uygun ayakkabılar giyin. Yıpranmış ayakkabiları giymeyin.
  • Yaptığınız aktiviteye uygun ayakkabı giyin (örneğin koşmak için koşu ayakkabısı).
  • Ayakkabılarınızı değiştirin, her gün aynı ayakkabıyı giymeyin.
  • Ayak incinme ve sakatlanmalarında buz tedavisi uygulayın. Rahatlatıcı etki yapar, şişmeyi ve acıyı azaltır. Kesinlikle sıcak veya sıcak su kullanmayın. Sıcak, kan akışını hızlandırdığı için şişmeyi arttırır.
Haz 012012
 

Sıcak yaz günlerinde, parmak arası yani flip flop terlikler, narin ayaklarımız için vazgeçilmez oluyorlar ama doktorlar ve bilim adamları bu terliklerin sağlıksız olduğunu söylüyorlar. Topuklulardan bile! Peki ama neden?

Flip flop terlikler neden sağlıksız?
Bu terlikler, bacaklarda, diz, kalça ve sırtta sorunlara neden olabilirler. Parmak arası terlikler çok rahat gibi görünmekle beraber ayaklara destek sağlamamaktadır. Çünkü parmak ortasından tutan bantı dışında (bir nevi ayak tangası) ayakları kavrayan bir yanı yoktur ve bu da yürüyüş esnasında ayak kaslarına ekstra yük getirir.Bunun yanı sıra, flip flop giydiğinizde başka bir ayakkabıya oranla yere daha az kuvvet ile basarsınız. Bu da kısa adım atmakla sonuçlanan alt bacak ağrıları ve hatta topuk dikenine (topuk üzerinde küçük kemik büyümeleri) bile sebep olabilir.

E tabii bir de, parmak arası terliklerde ayaklar tamamen açıkta olduğu için, ayak ve tırnak yaralanmalarına daha sık rastlanır. Çünkü dış koşullara karşı savunmasızdırlar.

İnce tabanlar ayakları korumaz
Flip flop’ların çok ince tabanları vardır. Sert veya engebeli zeminlerde yürürken ayak ağrısına neden olabilirler, ayak tabanlarını acıtırlar ya da düz olmayan zeminlerde ayak bileklerinde burkulmalara neden olabilirler.

Flip flop ile yürürken dikkatli olmalıyız, bastığımız yerlere bakmalıyız.

Ya deri kanseri?
Normalde vücudun tüm bölümlerine korunmak için güneş kremi sürüyoruz ama zararlı UV ışınlarından ayaklarımızı korumayı unutuyoruz!

Cilt kanseri ayaklar üzerinde de gelişebilir çünkü burası da güneşe karşı tamamen açıkta kalan bölgeler arasında yer alıyor. Yüzümüze, kollarımıza nasıl krem sürüyorsak, ayak parmaklarımız da dahil olmak üzere tüm ayağımıza bu kremden sürmeliyiz.

Sağlık sorunlarınız var ise…
Şeker hastası iseniz veya bağışıklık sisteminiz zayıfsa, yaralanmalarda enfeksiyon kapma olasılığınız daha çok demektir. Parmak arası terlik giyerken bunları göz önünde bulundurmak gerekir.

Ayrıca çok kilolu kişilerde, vücut baskısı ayaklarda toplandığından parmak arası terlikler daha da sağlıksız olabilir. En iyisi kalın tabanlı parmak arası terlik giymek.

Araba kullanırken flip flop giymeyin
Araba kullanırken pedal geçişlerinde parmak arası terlikler çok büyük tehlike yaratırlar. Zaten ayağı tutan ince bir bant olduğundan ayağımızdan kayabilirler ve bu da pedala tam basamamaya neden olur.

En iyisi arabada her zaman yedek ayakkabı/sandalet bulundurmak.

Flip flop giyerken nelere dikkat etmek gerek?

– Uzun mesafe yürüyüşlerinde rahat bir ayakkabı ya da sandalet tercih edin. Flip flop’larınızı sadece plajda giyin.

– Düzgün olmayan yüzeylerde kalın tabanlı terlikler giyin. Parmak arası terliklerin de kalın tabanlıları var, onları tercih edin. Örneğin çok taşlı bir kumsalda… Yoksa ayak yaralanmaları ve burkulmalarına meyil verirsiniz.

– Ayaklarınızı düzenli kontrol edin; ben oluşumu ve lekelere karşı. Yazın ayaklarınıza da güneş kremi sürmeyi ihmal etmeyin.