Tem 122012
 

2007 yılında CK IN2U ve kampanyasıyla ilk göz göze geldiğimde 1994 yılına bir deja vu yaşadım. O zamanlar parfümle ilgilenmek için fazlasıyla küçük bir yaşta olmama rağmen CK One’ın billboardları gencecik abi ablalarla süsleyen siyah beyaz ve sade afişlerine kayıtsız kalamamıştım. CK One’ı kokladığım anda da parfüm kelimesinin çağrışımları benim için sonsuza dek değişmişti: “zengin ve kürklü kadın aroması”nın yerini hayal gücünü harekete geçirici bir sıvı almıştı.

İlerleyen senelerde, her parfümü denemeyi kendime görev edindiğim dönemlerde de CK One’ın yeri ayrı kaldı; cinsiyetlerin ötesine geçen, güvenilir, taze ve temiz bir parfüme ne zaman ihtiyaç duyulacağı belli olmazdı.
2007 yılında ise artık o kadar çok “ezber bozan” koku üretilmişti ki, CK One güzel bir klasik olup çıktı. Calvin Klein da bunu farketmiş olacak ki, patentini almak üzere başvurduğu tabirle “technosexual” nesli hedefleyen yepyeni parfümü CK IN2U’yu piyasaya sürdü.
“Kız, erkeğin bloguna yazış şeklini seviyor. Erkek, kızın mesajlarından tahrik oluyor. Aralarındaki çok yoğun. Şu anda.”
Parfümün isminin yazılışından ve şişesinde özellikle iPod materyalleri olan cam ve beyaz plastiğin kullanılmasından da anlaşılıyor: bu technosexual denen nesil, hıza ve iletişime önem veren, birbirine teknolojiyle bağlanan, şu sıralar 20’li yaşlarında olan nesil.
Koku da bir o kadar genç. CK IN2U Her’ün şaşırtıcı ve denenmemiş notaları yok; bir çokları gibi -belki fazlasıyla güçlü- bir turunçgil bombardımanıyla açılıyor, yavaş yavaş sıcacık, odunsu bir hale geliyor.
Üst notalar: frenküzümü yaprakları, Sicilya bergamutu, greyfurt suyu
Orta notalarşeker orkidesi, beyaz kaktüs
Alt notalar:kırmızı sedir ağacı, neon amber, vanilya suflesi
Buna rağmen onu farklı kılan bir şey var, bu da sanırım her ne kadar kadın parfümü olarak geçse de, unisex kabul edilebilecek bir bütünlüğü olması. CK One’ın gücü onda da var: Gece-gündüz, yaz-kış, günlük-spor-şık ve hatta belirttiğim gibi, kadın-erkek farketmeden kullanılabilecek bir parfüm. Etkisi son derece taze ve canlandırıcı, dolayısıyla bir daraltma yapmam gerekirse, kırılgan olmayan, her an uzun bir yolculuğa çıkabilecek olan, rahat ve seksi insanın kokusu diyebilirim: insan tenine mükemmel uyum sağlıyor ve evet, sonuç da oldukça seksi oluyor.
Benzerlerini, üstelik kendinden önce çıkmış olan benzerlerini, eksik bırakmayı başardığını düşünüyorum. Parfümden hoşlanmayan bir kesime parfüm kullandırdığından/kullandıracağından eminim. Keşke bizim neslin ilham verdiği parfüm de, CK One ve CK Be gibi daha ölümsüz ve felsefik bir konsepte sahip olsaymış diye hafiften iç geçiriyorum sadece. Olsun, kampanya geçiciliği vurgulayadursun, parfüm klasikleşmeye aday.
Tem 122012
 

Calvin Klein’ın bu ay Beauty adında yeni bir parfüm çıkaracak olmasını kutlamak adına eski bir parfümünü konu edeyim dedim.

Daha önce de Calvin Klein parfümlerine olan zaafımı hissettirmiştim sanırım. Sevmediklerim bile parfüm dünyasını şekillendirme güçlerinden dolayı beni heyecanlandırır ve birkaç yıl aralarla illa ki aklıma düşerler.
Eternity’yi sevip sevmediğimden ise hala emin değilim. Ama beni bir kenara bırakırsak; parfüm başarılı, başarısı da -1988’den beri piyasada olduğunu ve sadık hayranlarını düşünürsek- ispatlı.
Sanırım en büyük talihsizlik bu parfümle ortaokul sıralarında tanışmam oldu. En yakın arkadaşım, her küçük kızın yapacağı gibi ablasının parfümünden birkaç fıs sıkar, öyle gelirdi okula. Söz konusu parfüm Eternity olunca yaş-aura konusunda büyük bir tezatın ortaya çıkması kaçınılmazdı tabii.
Üst notalar: mandalina, yeşil notalar, frezya, limon çiçeği, ada çayı
Orta notalar: yasemin, zambak, vadi zambağı, gül, menekşe, nergis, karanfil, kadife çiçeği
Alt notalar: amber, paçuli, kediotu, misk, sandal ağacı
Tabii ki bir çiçek kokusu. Ama çiçek kokusuna varmak için küçük bir engeli aşmanız gerekiyor. Bu engelin ada çayı olduğunu sanıyorum.
Yıllar sonra, zevklerim çokça değişmişken tekrar denediğimde de yine aynı hisle karşılaştım. Parfümün burna ilk vuruşuna gerçekten bir burukluk, bir gariplik eşlik ediyor. Sorumlunun ada çayı olduğunu bilsem de, ortaya çıkan sonucun japon pilavını çağrıştırdığını söyleyebilirim.
Bunu takip eden ise daha çok tat alma duyusundan tanıdığımız bir his. İlk lokması zorla yutulan yemeğin, ağız bir kere alıştıktan sonra gerçek marifetini göstermesi, ikinci ve üçüncü lokmada hiçbir yemeğin vermediği zevki vermesi gibi. İlk nefesten sonra güzelleşiyor Eternity, orta notalardaki bütün çiçekler önce nostaljik bir yumuşaklık getiriyorlar. Sonra nostalji de yerini romantizme bırakıyor ve parfümün adı da anlam kazanıyor. Modern parfüm dünyasına her zaman meydan okuyabilecek bir tarafı var. Ve sonsuza dek kullanılır mı bilmem ama sonsuza dek hatırlanacağı kesin.
Bütün güzelliklerine rağmen konu koku olduğu zaman ilk intibanın “garip” olmasına şahsen benim gönlüm el vermiyor. Sanki başka bir gezegenden gelen bir canlıyla karşı karşıyaymışız da, kendi ırkı içinde güzel mi çirkin mi sayıldığını tam da kestiremiyormuşuz gibi; bana göre değil. Yine de burukluğun azaltılmasını istemezdim, çünkü parfümün bütün olgunluğu yok olur, ortaya muhtemelen Calvin Klein’a benzemeyen sıradan bir şey çıkardı. Her güzel şey de tam benlik olacak değil ya.
Son olarak Eternity’nin şişesi: Bu kadar fark ettirmeden insanın aklına kazınan ve kendini sevdiren bir şekil var mıdır bilmiyorum. Bu art-deco’msu obje hep tuvalet masamda dursun, ben de her baktığımda içimden sayayım:
Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor, seviyor, aslında seviyor…
Tem 122012
 
Tanıtım kampanyası mayıs ayında yapılan Beauty sounuda raflardaki yerini aldı. Parfümün yüzünün beyazlar içindeki Diane Kruger olması ve modaevinin kullandığı “zarif, sofistike, ölümsüz” gibi tanımlar Calvin Klein’ın uzun süre sonra olgun kadınları hedefleyen bir parfüm çıkaracağını müjdeliyordu, beklendiği gibi de oldu.
Üst notalar: amber çiçeği tohumları
Orta notalar: yasemin
Alt notalar: sedir ağacı
Notaların arasında zambak geçmese de parfüm hakkında “zambağın yeniden yorumlanışı” şeklinde de bir açıklama mevcut.
Bana ilk düşündürdüğü şey çok açık renkli, ama çok renkli bir parfüm olduğu oldu; sarılar, yeşiller, pembe ve turuncu, hepsinin en açık tonu birbirini kovalıyor.
Bunun sonucu olarak da kendince hareketli, sevilesi, güvenilir bir parfüm ortaya çıkıyor. Çiçeksiliği de var, odunsuluğu da, tatlılığı da, meyvemsiliği de ve hatta baharatı da. Kısaca herkesin seveceği bir yanı var ve hafif bir karışım olduğu için nefret edilesi bir tarafı yok.
Öyle ki bana hedef kitlesi orta yaş kadınlardan çok, bir kadına hediye seçmeye çalışan erkekler gibi geldi. Parfümerideki görevlinin önerdiği birbirinden alakasız parfümlerin arasında kaybolan adamın risksiz seçeneği olacağa benziyor. Hem kokusuyla hem de adıyla.
Şu zamana kadar söylememiş olsam da şu fikrimi de hissettirmiş olduğumu düşünüyorum: sıradan bulunma tehlikesi yüksek bir koku. Çarpıcılıktan zaten son derece uzak olmakla birlikte karakterini çözmek de zaman istiyor. Umalım ki Calvin Klein ismi, aceleci parfüm dünyasında kendisine de şans verilmesini sağlasın.
Ben yağmurlu ve karanlık havada Beauty’nin güzel bir tarafına denk geldim ama içinde daha fazlası olduğunu, yaz güneşinin altında da şu an sergilemediği yönlerini sergileyebileceğini hissettim. Sempatik bulduğum bir diğer tarafı da ismine sadık olması oldu. Ufkumuzu açmıyor ya da güzelliği yeniden tanımlamıyor, ama eski tanıma güzel bir yorum getiriyor.
Şimdilik Beauty’yi alıp kullanacağımı düşünmüyorum ama Calvin Klein parfümlerinin zaman içinde kendilerini sevdirme huylarını bildiğim için bir gözümü üstünde tutuyorum.

 

Tem 122012
 

Calvin Klein’ın unisex klasiği One’a bu ay yeni flanker’lar geldi. Bu sefer biri kadın için, biri erkek.

Ben hemen kadın için olanı konu edeceğim tabii.
Öncelikle şişesine bayıldım. Figür olarak zaten bayıldığım One şişesi süt gibi bembeyaz olmuş, üstüne de rujla Shock ismi eklenmiş. Aslında içindeki sıvı hakkındaki bütün ipuçları da burada. Yine atası gibi gençleri hedefleyecek, ama bunu daha değişik, şaşırtıcı bir yoldan yapacak.
Üst notalar: tutku çiçeği, pembe şakayık, gelincik
Orta notalar: yasemin, fulya, böğürtlen, kakao
Alt notalar: amber, vanilya, misk, paçuli
Sıralanan tüm çiçek notalarına rağmen, öne çıkan ilk ve en yoğun özelliği, tatlılığı. Klasik One’ı çağrıştıran en ufak bir tarafı yok, One’ın limonsuluğu şöyle dursun, Shock’ta tek bir turunçgil notası bile yok. Ama diğer tatlı parfümlere kıyasla belli bir ferahlığı koruması, yani sıkış tıkış bir arabada bile rahatsızlık vermeyecek bir hali olması, One ismiyle az da olsa ilişki kurmamızı sağlıyor.
Bana kuvvetle Victor & Rolf’un Flowerbomb isimli, ama çiçekten çok şeker patlaması yaşatan parfümünü hatırlattı bu karışım. Çikolata ve tatlı meyveler çok öne çıkmayan çiçeklerle sarmalanınca, fazla ortak notaları bulunmasa da toplamda Flowerbomb’ın rengi çıkmış ortaya. Ama Flowerbomb’ı ofis için de uygun hale getiren biraz mesafeli ve soğuk yön Shock’ta yok. Tersine çok kremsi, bir de gençlik ruhunu korumaya yetecek kadar likörsü.
Diesel Fuel for Life’ın çok çok çok tatlılaşmış hali herhalde böyle olur diyerek de son bir benzetme yapayım.
Sonuçta çok yenilikçi bir parfüm olmasa da netliğiyle ve güler yüzüyle sevilesi kendisi. Benim için yine bir “almam ama olsa kullanırım” vak’ası, ama çok tatlı parfümlerden genelde koşarak kaçtığım düşünülürse bu güzel bir şey.