Ara 012014
 

Kraliyet aileleri ve dünyaca ünlü yıldızlar tarafından tercih edilen Paris kökenli parfüm markası Creed, artık Beymen aracılığıyla Türkiye’de.

Creed Spring Flower

Bu çiçeksi ve meyveli parfüm film yıldızı Audrey Hepburn için özel olarak 1951 yılında üretilmiş. Günümüzde Naomi Campbell’in da favorisi kokusu. Gwyneth Paltrow ve Julia Roberts da kullanıcıları arasında yer alıyor.

Üst notalar: Şeftali, kavun ve elma

Orta notalar: Yasemin ve gül

Alt notalar: Misk ve esmeramber

Creed

Creed Fleurissimo

Monako Prensi 3. Rainier, bu çiçeksi parfümü Grace Kelly’ye düğününde kullanması için özel olarak yaptırmış. Daha sonra İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, Cindy Crawford, Brooke Shields ve Madonna tarafından da tercih edildi.

Üst notalar: Bergamot

Orta notalar: Sümbülteberi, Bulgar gülü, menekşe ve Floransa zambağı

Alt notalar: Esmeramber

Creed

Creed Love in Black

Amerika’nın First Lady’si Jacqueline Kennedy Onassi için onun esrarengiz güzelliğinden ilham alınarak hazırlanan çiçeksi oryantal bir koku.

Üst notalar: Yunan adalarının kır çiçekleri, İtalyan menekşesi ve Virginia sediri

Orta notalar: Floransa zambağı, karanfil ve Toskin miski

Alt notalar: Burgonya kuş üzümü ve Bulgar gülü

Creed

Creed Jasmin Imperatrice Eugenie

İmparator III. Napolyon’un eşi İmparatoriçe Eugenie’nin oryantal cazibeli bir koku istemesiyle özel olarak sipariş edilmiştir. Hillary Clinton, Cher ve Jacqueline Bisset de bu kokunun tanınmış kullanıcıları arasında.

Üst notalar: Bergamot

Orta notalar: Bulgar gülü ve İtalyan yasemini

Alt notaları: Vanilya ve sandal ağacı

Creed
Creed Fantasia de Fleurs

Avusturya-Macaristan İmparatoriçesi Elisabeth için yaratılan bu çiçeksi parfüm, Isabella Adjani’nin de en gözde parfümü.

Üst notalar: Bergamot

Orta notalar: Bulgar gülü ve Floransa zambağı

Alt notalar: Esmeramber

Creed

Creed Vanisia

Fransızların ünlü ismi Marie Antoinette’in yeğeni İspanya Kraliçesi Maria Christina için üretilmiş. Romy Schneider ve Cher tarafından tercih ediliyor. Ayrıca İspanya’da bütün soyluların vazgeçemediği oryantal ve klasik bir parfüm.

Üst notalar: Bergamot

Orta notalar: Yasemin ve Bulgar gülü

Alt notaları: Sandal ağacı, vanilya, amber ve esmeramber

Creed

Creed Green Irish Tweed

George Clooney’in de kullandığı canlandırıcı tazeliği ve saf maskülenliği ile Creed’in ürettiği en sanatsal parfümlerden biri. Zengin, taze, yeşil, baharatlı, sportif, özgün ve unutulmaz nitelikte bir koku.

Üst notalar: Fransız mine çiçeği, limon, Floransa zambağı

Orta notalar: Menekşe yaprakları

Alt notalar: Zambak, Mysore sandal ağacı ve esmeramber

Creed

Creed Green Irish Tweed

Richard Gere’in de kullandığı canlandırıcı tazeliği ve saf maskülenliği ile Creed’in ürettiği en sanatsal parfümlerden biri. Zengin, taze, yeşil, baharatlı, sportif, özgün ve unutulmaz nitelikte bir koku.

Üst notalar: Fransız mine çiçeği, limon, Floransa zambağı

Orta notalar: Menekşe yaprakları

Alt notalar: Zambak, Mysore sandal ağacı ve esmeramber

Creed

Creed Green Irish Tweed

Clint Eastwood’un da kullandığı canlandırıcı tazeliği ve saf maskülenliği ile Creed’in ürettiği en sanatsal parfümlerden biri. Zengin, taze, yeşil, baharatlı, sportif, özgün ve unutulmaz nitelikte bir koku.

Üst notalar: Fransız mine çiçeği, limon, Floransa zambağı

Orta notalar: Menekşe yaprakları

Alt notalar: Zambak, Mysore sandal ağacı ve esmeramber

Creed

Creed Green Irish Tweed

Cary Grant’ın kullandığı canlandırıcı tazeliği ve saf maskülenliği ile Creed’in ürettiği en sanatsal parfümlerden biri. Zengin, taze, yeşil, baharatlı, sportif, özgün ve unutulmaz nitelikte bir koku.

Üst notalar: Fransız mine çiçeği, limon, Floransa zambağı

Orta notalar: Menekşe yaprakları

Alt notalar: Zambak, Mysore sandal ağacı ve esmeramber

Creed

Creed Green Irish Tweed

Robert Redford’un da kullandığı canlandırıcı tazeliği ve saf maskülenliği ile Creed’in ürettiği en sanatsal parfümlerden biri. Zengin, taze, yeşil, baharatlı, sportif, özgün ve unutulmaz nitelikte bir koku.

Üst notalar: Fransız mine çiçeği, limon, Floransa zambağı

Orta notalar: Menekşe yaprakları

Alt notalar: Zambak, Mysore sandal ağacı ve esmeramber

Creed

Creed Tabarome Millesime

Efsanevi bir İngiliz devlet adamı Winston Churchill tarafından özel bir siparişle üretilmiş ve dönemin en popüler kokusu arasında yer almış. Hala birçok devlet adamının tercih ettiği kokunun kullanıcıları arasında Humphrey Bogart da var.

Üst notalar: Bergamot ve mandalina

Orta notalar: Zencefil

Alt notalar: Sandal ağacı, paçuli, esmeramber, tütün ve deri

Creed

Creed Bois de Portugal

Odunsu oryantal sınıfından olan bu zengin ve sıcak parfüm, Portekiz’in mis kokulu ağaçlarından esinlenilerek yaratılmış maskülen bir karışım. Paul Newman ve Kevin Costner tarafından da tercih ediliyor.

Creed

Creed Fleurs de Bulgarie

Kraliçe Victoria için özel olarak üretilen parfüm Misk aromasıyla Bulgar güllerinin saf esansından yapılmış. Louryn Hill’in favori parfümü.

Creed

Creed Fleurs de Gardenia

Çiçeksi sınıfından yarı saydam, hassas, ruhu uyandıran, ışıltılı ve romantik bir parfüm.

Creed

Creed Love in White

Bu çiçeksi ve taze parfüm Angelina Jolie’nin yanı sıra birçok First Lady’nin de favorisi olmuştur.

Creed

Creed Millesime Imperial

Narenciye ve çiçek aromalarının sıcak, romantik ve coşkulu birleşiminden oluşan bu parfümün müdavimleri arasında Pierce Brosnan, Harrison Ford ve Nikki Taylor yer alıyor.

Creed

Creed Neroli Sauvage

Turunçgil sınıfındaki bu hassas, yeşil, tatlı, baharatlı ve taze koku Gwyneth Paltrow’un favorileri arasında yer alıyor.

Creed

Creed Original Santal

Sandal ağaçlarından elde edilen öz odun esansı ve diğer saf içeriklerle oryantal bir parfüm olan Santal, Catherine Zeta Jones’un sembolü haline gelen kokusudur.

Creed

Creed Original Vetiver

Yeşil, Akdeniz turunçgilleri ve baharatlarının birleşimi olan bu parfümün kullanıcıları arasında John F. Kennedy, Michael Douglas ve Tiger Woods da var.

Creed

Eki 222012
 

Ter kokuları ile savaşmada ilk kural, temizliktir. Deodorant kullanımının en önemli noktası da deodorantların temiz ve kuru koltuk altına uygulanıyor olmasıdır. Böylelikle deodorantınızdan en iyi ve etkili sonucu alabilirsiniz. Ter kokan bir koltuk altına tekrar deodorant sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın parfümünün karışımından oluşan ağır ve kötü bir kokuya neden olur. Bu yüzden mutlaka koltuk altı temizlenmelidir. Sabahları temiz ve kuru koltuk altına deodorant uygulamak en iyi yoldur.

 

Terleme

Terleme, ter bezlerinin vücut yüzeyine sıvı salgılanmasıdır. İnsan vücudunda 2 çeşit ter bezi bulunmaktadır; daha ufak olan ve doğru kıl köklerine bağlı olan ve bu köklere açılan apocrine ter bezleri. Bu iki tip ter bezinin dağılımı, fonksiyonları ve salgılamaları aşağıda açıklanacağı gibi tamamıyla birbirinden farklıdır.

Eccrine ter bezleri

İnsan vücudunda tüm vücut yüzeyine dağılmış olarak 2 – 3 milyon adet ter bezi bulunmaktadır. Cildin çok damarlı (kırmızı) bölgelerinde ter bezi bulunmaz (dudaklar gibi). Cilt üzerindeki ter bezi yoğunluğu cm2 başına 100-400 adet arası değişir. Ter bezlerinin toplam sayısı sabittir ve yaş ile birlikte artması söz konusu değildir. Bu yüzden çocuklarda ter bezi yoğunluğu yetişkinlerden daha fazladır, ancak ter bezleri daha ufaktır.

 Posted by at 14:56  Tagged with:
Eki 212012
 

Parfümünü değiştirmek isteyenlere birkaç öneri. İşte 2012-2013 sonbahar-kış sezonunda dikkat çekecek bazı parfümler…

Kokunuz sizin hakkınızda çok şeyi ele verir. Eğer siz de bu sezon, mevsime uygun, kendinizi yansıtan bir parfüm arayışı içine girdiyseniz, sizin için seçtiğimiz bu parfümlere mutlaka bir göz atmalısınız!

Reem Acra

Moda dünyasının önde gelen isimlerinden Reem Acra’nın parfümü kendi hikayesini yansıtıyormuş Evinin kokusu olan amber, en sevdiği çiçek şakayık ve en sevdiği tatlar bergamot, armut, zencefil, portakal. Acra bu kombinasyona çok sevdiği patculi, amber, musk kokularını da ekleyerek bu hoş kokuyu yaratmış.ünlü modacının merakla beklenen parfümü Ekim ayında sevenleriyle buluşacak!

Chanel Coco Noir

Chanel’den yine eşsiz bir koku! Coco Noir parfümünün üst notalarında bergamut, gül ve yasmin barındıran koku alt notalarda meşe ağacı ile vanilyayla buluşuyor.

Givenchy Dahlia Noir

Givenchy’nin kreatif direktörü Riccardo Tisci’nin kokusu olmayan bir çiçekten ilham alarak yarattığı Dahlia Noir’ı, asil, feminen, duygusal ve çarpıcı bir koku olarak yorumluyor. Zambak, mimoza ve gül gibi çiçeksi notaların yer aldığı, tonka fasülyesiyle kombine edilen, sandal ağacı ve paçuli gibi odunsu kokularla zenginleştirilen Dahlia Noir’ın yüzü ise Mariacarla Buscono.

Lancome La Vie est belle

Fransızcadaki karşılığı “hayat güzeldir” olan La Vie est belle’nin yüzü en az kokusu kadar büyüleyici bir kadın; Julia Reberts. Fransa’nın önde gelen 3 parfüm tasarımcısının eşsiz imzasıyla özel olarak Lancôme adına yaratılmış olan parfüm, iris çiçeği konsantresi, yasemin ve zambak özü, portakal çiçeği özü ve Paçuli esansından oluşuyor.

Guerlain La Petite Robe Noire

Son yılların en sıra dışı kokularından biri olan La Petite Robe Noire, günün her saati, dilediğiniz gibi kullanabileceğiniz eşsiz bir parfüm. Kiraz, badem, bergamot, Bulgar gülü notalarıyla, siyah çay ve deri akorlarının birleşimi parfüme derinlik ve zenginlik katıyor.

Gucci Premiere

Eşsiz güzelliği ve farklı tarzıyla BAlke Lively, Gucci Premiere’in ne kadar büyüleyici olduğunun sinyallerini veriyor. Bergamot ve portakal çiçeği, beyaz çiçekler, balsamik ve odunsu notalarla sımsıcak bir parfüm olan Gucci Premiere’i mutlaka denemelisiniz.

Jo Malone Blackberry & Bay

Masumiyetin ve saflığın mükemmel kokusu olan Jo Malone Blackberry & Bay, böğürtlen akoru, Frenk üzümü, Frenk üzümü tomurcuğu ve bukko ağacının esansıyla yaratılan muhteşem bir parfüm.

Chloe Love Eau Florale

Chloe Love serisinin yeni ve iddialı kokusu Chloe Love Eau Florale, mine çiçekleri, zambak ve yeşil çay eklenerek yeniden yorumlanmış.

Kenzo Madly

Zarif, şehvetli ve çekici bir koku; Kenza Madly. Parfümün üst notlarında portakal çiçeği, orta notalarında güneş çiçeği, gül ve alt notalarında da sedir ağacı ve vanilya bulunuyor.

Marc Jacobs Dot

Muhteşem şişe tasarımıyla Marc Jacobs Dot, uğur böceğine benzeyen şekli ve neşeli tasarımıyla dikkat çekiyor. Parfümün tepe notalarında kırmızı meyveler ve tatlı hanımeli; kalp notasında yasemin ve hindistan cevizi suyu; alt notasında ise kremsi vanilya yer alıyor.

Oscar de la Renta Essential Luxuries

Altı farklı kokudan oluşan Oscar de la Renta’nın yeni parfüm serisi, adeta biz kadınların hayatını kolaylaştırmak için hazırlanmış. çünkü bu seride günün istediğiniz saatinde, modunuza ya da durumuna göre kullanabileceğiniz alternatifler bulunuyor.

Escada Especially Escada Delicate Notes

üst notalarında armut, ylang ylang, greyfurt, kalbinde gül, dip notalarında ise misk ve odunsu kompleks bulunan Escada Especially Escada Delicate Notes, sonbahar kış aylarında en çok tercih edeceğiniz parfümlerden biri olacak.

Moschino Pink Bouquet

Moschino “Pink Bouquet”in yüzü olan süper model Kendra Spears, parfümün ne kadar çekici olduğunun bir numaralı kanıtı diyebiliriz. Ayrıca turunçgil ağırlıklı olan bu koku sayesinde kendinizi gün boyu tazelenmiş hissedeceksiniz.

Tem 122012
 
Bu görsel karşısında irademin dışında bir dakikalık saygı oturuşunda bulundum yazmaya başlamadan önce. Parfüm için Sofia Coppola tarafından çekilen reklam filminin linkiyle bitirmeli bu postu.
Üst notalar: acı portakal
Orta notalar: gardenya
Alt notalar: beyaz misk
Miss Dior Chérie’nin 2009’da çıkan, tatlılığı ve çileksiliği hafifletilmiş flanker’ı, modaevinin kendi deyimiyle pastel bir parfüm. Dior pek çok farklı parfümünde yaptığı gibi, isim anasından oldukça farklı bir flanker çıkarmış ortaya yine. Şüphesiz Miss Dior Chérie ve Miss Dior Chérie L’Eau kocaman bir ortak paydaya sahipler; hayat dolular, masumlar ve taptaze çilekleri anımsatıyorlar. Fakat Miss Dior Chérie L’Eau, meyve kokusu olarak tanımlanamayacak kadar su hafifliğinde ve çiçeksi bir koku. Aslına bakarsanız o kadar hafif ki, bu parfümü kullanmak bir lüks sanki. Tabii çok güzel bir lüks.

Dior her zaman zevkime en çok hitap eden parfümleri üretiyor diyebilirim. Yine bayıldım, yine zevkle kokluyorum. Dior’un senelik sınırlı üretim parfümlerinden 2002 yılında çıkan Forever And Ever’ı bilenler bilir. Sınırlı üretim olduğu için çarpıcı olması da şart olan bu parfümü bir aşkla almış, fakat bitiremeden bırakmıştım. Sebebi ise – çarpıcılık uğruna – fazla kaçırılan keskinliği ve hatta netliğiydi. Bana kalırsa Miss Dior Chérie L’Eau, 8 sene önce çıkan o parfümün şeffaflaştırılmış, sanki ticari kaygı gütmeksizin sofistikeleştirilmiş çok güzel bir versiyonu. (Gereksiz bilgi: Bahsi geçen Forever And Ever adlı parfümü 2002 yılında benim için çok özel bir konserde kullanmıştım, dolayısıyla yepyeni Miss Dior Chérie L’Eau şimdiden güzel anılarımı canlandırıyor.)
Genç kızlara ve hatta gençliğe yeni adım atanlara, şeker gibi kokmadan şeker gibi hissettiren bu kokuyu rahatlıkla öneriyorum. Miss Dior Chérie’yi beğenmemiş olsanız bile, Miss Dior Chérie L’Eau’yu korkmadan çekin içinize. İçindeki her şey çok hafif, çok güzel.
Tem 122012
 

Güle güle Addict Eau Fraiche!

2005 yılının bir yaz gecesiydi, İstiklal Caddesi’nde, açık havada, kalabalık bir masada oturuyordum. Çok mutlu olduğumu, kanımın kaynadığını hatırlıyorum ama böyle olmasaydı da sanıyorum sonuç farketmeyecekti.
Sıcacık ve hafif esintili havada burnuma ikide bir bütün konsantrasyonumu bozan, beynimde yepyeni bir sayfa açan ve beni keyiften kıran bir koku çarpıyor. Ama neredeyse farkettiğim anda kaybediyorum izini. Dedektifliğe başlamak işten değil.
Bir süre sonra parfümü kenara sıkıştırıyor ve parfüm sahibi olma ihtimali olan kişi sayısını ikiye düşürüyorum. Bu kişilerden biri bizim masadan, yeni tanıştığım bir kız, diğeri ise yan masadan. Bizim masadaki kıza parfümünü soruyorum. Kız şaşırıyor, gülümsüyor ve sevinçle bu soruyu sorduğum için ne kadar mutlu olduğunu söylüyor. Bu parfümü çok sevdiğini ama üzerinde kimsenin farketmemesine çok bozulduğunu belirtip “Kenzo – Flower” deyiveriyor. Ve tabii, almakta olduğum kokunun Kenzo – Flower olmadığını çok iyi bilen ben, bu kızın sevincini bozmamak adına, asıl parfüm sahibine, yan masadaki kıza artık hiçbir şey soramıyorum.
Gecenin geri kalanında adeta kokuyu ezberlemeye, nasıl olacaksa artık, bir dahaki parfümeri seferimde işime yarayacak ipuçları elde etmeye çalışıyorum. Dior Addict’le bir benzerlik olduğu dikkatimi çekiyor. Ama Dior Addict’te asla kendimi görememiştim, bu parfümü ise ömür boyu kullanmanın hayallerini kuruyorum.
Bir kere bu parfümde çiçekler var. Ama beyaz çiçekler demeye dilim varmıyor. Sarı çiçekler değil, pembe çiçekler hiç değil. Mavi çiçekler! Mavi çiçek diye bir kategorinin olduğundan o gün de emin değildim, bugün de değilim, ama bu parfümü tanımlamanın en güzel yolu bu:
Mavi çiçekler, odunsular ve o zamanlar çikolata olduğuna kanaat getirdiğim tatlı-acı bir nota.
Sonra çok güzel bir şey oluyor. Beynimdeki bu tanım, Dior Addict’le olan benzerlikle birleşince, o zamana dek varlığından haberdar olduğumu bile farketmediğim bir parfüm geliyor aklıma. Her zaman Dior Addict’in hemen yanında duran, menekşe mavisi başka bir Addict şişesi.
İlerleyen günlerde geciktirmeden bir Dior standına gittim ve önce hayal meyal hatırladığım bu menekşe mavisi şişeyi, iki saniye sonra da aradığım kokuyu buldum. Bir ürünle ilk tanışma sırasında kişisel zaferlerin çok büyük olumlu etkisi olduğunu düşünürüm. Bu parfümle tanışmamın büyüsünde de kendi başarımdan duyduğum hoşnutluğun elbette etkisi vardı. Ve daha önce de bahsettiğim gibi, o geceki mutlu ruh halimin… Fakat bunların hiçbiri, Dior Addict Eau Fraiche’i yıllarca aynı heyecanla kullanmamın sebebi olamaz. Bu tamamen parfümün kendi büyüsü.
Üst notalar: mandalina, mandalina yaprağı, vanilya, bergamut
Orta notalar: gardenya, Bulgar gülü, sümbülteber, yasemin
Alt notalar: gül ağacı, sandal ağacı, beyaz misk
Dior Addict’ten ne kadar farklı olduğu notalardan da anlaşılıyor. Dior Addict’in aksine, kimsenin işine karışmayan, “arkadaş canlısı” deyimindeki girişkenlikten çok uzak bir koku. Onun yerine çevresindekileri hızla arkadaş canlısı hale getirecek bir çekicilik sahibi.
Sıcak, yapışkan, tatlı, şirin veya masum değil.
Bahar serinliğinde, ve bahar ılıklığında, hülyalı, çekici ve bence oldukça seksi.
Parfümlerin vücut kimyasıyla uyumu önemlidir derler. Sanki bir de burun kimyasına uyumlu Addict Eau Fraiche. Hani uzun süre kullanılan parfümlerin boyutları algılanamaz olur, tekdüze gelmeye hatta hiç gelmemeye başlarlar. Hayır efendim, her sabah ilk kez koklanıyomuş gibi boyutlu ve taze.
Sanırım dostum gibi bir şeydi. Her sıkışta seviniyordum tanıştığım için. Vazgeçemediğim birçok parfüm var ama kullanırken en çok zevk aldığım parfüm kesinlikle kendisiydi. Ve o da parfüm dünyasına yavaş yavaş veda etti. Artık her yerde bulunmuyor, Dior tarafından da üretilmiyor. Uzun bir yazıyla veda etmek istedim kendisine.
Tem 122012
 

İşte Christian Dior’un meşhur Addict’inin bir flanker’ı daha.

Daha önce Addict Eau Fraiche‘i piyasadan kalkana dek ne kadar severek kullandığımdan bahsetmiştim. Bu yaz Dior standlarında, yine tıpkı Addict Eau Fraiche’in şişesinin renginde bir şişe gördüğüm an keşke başka bir şey dileseymişim dedim. İyi ki başka bir şey dilememişim, şişenin modeli ve rengi aynı olsa da bu farklı bir parfümmüş.

Addict To Life ile yaşadığım kafa karışıklıkları bununla da bitmedi. Parfümün ismini çok zor buluyor ve bir türlü aklımda tutamıyorum. Acaba Dior bu ismi, insanın “addicted to..” deme refleksini köreltmek için, inadına seçmiş olabilir mi? Addict’in cümle içinde kullanmak için eğilip bükelemeyecek bir isim olduğunun altını çizmek, gerek parfüm serisiyle gerek ruj serisiyle neredeyse Dior’un bir alt markası olduğunu vurgulamak ve hatta Fransızca’daki gibi “Adik” şeklinde okusak daha iyi edeceğimizi mi söylemek istemişler? Yoksa ben mi çok fazla düşünüyorum?

Gelelim parfümün kendisine. Tüm oranlarıyla tipik bir Dior parfümü. Addict serisinin diğer üyeleri gibi modernliğiyle öne çıkıyor. Fakat, son derece kullanılabilir olmasına rağmen, bana zorlama bir yenilik gibi geldi.

Üst notalar: nar, ahududu, şeftali
Orta notalar: gül, yasemin, vadi zambağı
Alt notalar: sedir, beyaz misk

Parfüm ilk sıkıldığı anda neyi var neyi yoksa sergiliyor. Zaman geçtikçe evrimleşmesinden çok, ilk anda aldığınız tüm sıkış tıkış notaların birbirinden biraz uzaklaşıp daha kolay ayırt edilir olması söz konusu.

Bana hatırlattığı şey çok net: aseton, oje, biraz saç boyası, saç spreyi… Yani kuaför. Çiçek ve meyve kokularıyla örtülmeye çalışılan bir kimyasal şöleni. Bazı anlarda bu yakıcı kimyasallık, baharatları da çağrıştırabiliyor ve parfüm o anlarda gerçekten çekicileşiyor. Fakat ben bu izleri ne kadar takip etmeye çalışsam da, ilk çağrışımım arkamdan bas bas bağırıyor. Merak ediyorum, hiç kuaföre gitmemiş olsam bu parfüme karşı neler hissederdim. Acaba o zaman bu koku beni, Angelina Jolie’nin saçlarından çok dudaklarının dikkat çektiği bir fotoğrafının çerçevelenip garip sıvalı bir duvarla juxtapose edilmiş halinden daha iç açıcı bir modernlik boyutuna taşır mıydı? Yine de seçilen çiçek ve meyvelerin, dayanılmaz bir boyutta olmasa da, içimi sıkacağından neredeyse eminim. Sanki bu parfüm gerçekten etkileyici olmak için fazla sıkışık, fazla “derleme”.

Addict To Life’ın tanıtım kampanyası, geleceğin modasının temsilciliğini yapan şehir kadınını tanımlıyor. Gelecek, şehir… Kimyasal… Katılıyorum. Belki bunu sizin hoşunuza gidecek şekilde yapıyordur. Dolayısıyla benim yıldızım barışmasa da aslında eli yüzü düzgün bir parfüm olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Denemekte fayda var.

Tem 122012
 

Bir daha hiçbir parfümden yerimde zıp zıp zıplayacak kadar etkilenmem derken karşıma çıkan ve yanıldığımı kanıtlayan güzeller güzeli bir parfüm. “Güzel” kelimesi fazlasıyla genel bir sıfat olsa da Chloé’den bahsederken kullanılmaması çok zor. Hiçbir kadının – ister tatlı parfüm düşkünü olsun, ister baharatlı, ister çiçekli – bu parfüme kolayca burun kıvıramayacağını düşünüyorum.

Öncelikle çocukluğuma küçük bir geri dönüş: Bir yakınımızın yurtdışından bana getirdiği saçları kokulu oyuncak bebek. O zamanlar bir oyuncağın saçlarının kokulu olması yeterince ilginç ama kokunun güzelliği bebeği bile ikinci planda bırakıyor! Ve anlaşılacağı gibi, bebek kaybolduktan yıllar sonra konsantre olup o kokuyu tekrar duymaya çalışmama gerek bırakmayan, söz konumuz Chloé.
Üst notalar: şakayık, frezya, liçi
Orta notalar: gül, manolya, vadi zambağı
Alt notalar: amber, bal, sedir ağacı
Bahar ve temizlik kokuyor, fakat kesinlikle bir diğer masum çiçek kokusu değil; son derece karakterli ve etkileyici. Girişkenlik olarak Burberry Weekend’e benzetebilirim; Weekend’in turuncu meyvelerinin yerine, gülün pembeliği ile. Alt notalardaki bal, ilginç bir şekilde parfümü ilk sıktığınız andan itibaren pırıl pırıl parlıyor. Zaten üstünüzde durdukça değişen bir parfüm değil Chloé: teninizde uzun bir yolculuğa çıkmaktansa, her koklayışınızda o aynı çok boyutlu yolculuğu burnunuzda yaşıyor. Çiçekli, cazibeli, ve oldukça ferah bir yolculuk.
Chloé’nin erkeksi hiçbir yanı yok. Seksi-kadınsı yanı da çok güçlü değil. Genç kız çekiciliğinde bir koku, doğal renginde upuzun saçları olan, beyaz tenli, biraz başına buyruk bir genç kız. Ama bu parfümü kendine yakıştırmak için illa genç kız olmak gerekmiyor, bir zamanlar genç kız olmuş olmak da son derece yeterli: üzerinizde uyumsuz durmayacak, olsa olsa yanaklarınızı biraz daha pembeleştirecek.
Parfümün iletişiminde üç kadın rol almış. Benim için bir süpriz de, ilk rastladığım Chloé afişindeki kız oldu. Nereden tanıyorum diye düşünürken parfümün ismi imdadıma yetişti: In Bruges isimli muhteşem filmde Chloé rolünü oynayan Fransız, Clémence Poésy’di bu. Diğer iki isim de Chloë Sevigny ve Anja Rubik. (Hayır, Anja Rubik hakkında yaptığım araştırmalarda Chloe ismiyle ilgili bir geçmişine rastlayamadım.) Televizyon reklamlarında da sürekli bu kızların upuzun ve dağınık saçlarının vurgulanması yüzümü güldürdü: demek “saç” çağrışımım sadece oyuncak bebeğe dayanmıyormuş.
Chloé’nin tek şişelik bir parfüm olmadığını belirteyim. Siz tek bir şişe kullanıp sıkılsanız bile üstünüze damgalanacak ve insanlar muhtemelen sizi senelerce bu kokuyla anacaklar. Aynı Chanel Chance gibi, Rive Gauche gibi, “imza parfüm” olma gücüne sahip. Kokunun ferahlığına kapılıp yoğunluğunu farkına varmamanız muhtemel, bu yüzden satın almadan önce daha hafif versiyonu olan Chloé Eau de Toilette’i de denemenizi tavsiye ediyorum.
Tem 122012
 

Chloé’nin klasik parfümüne kendisine oldukça yakışan yeni bir arkadaş geldi.

Burunlar: Louise Turner ve Burberry Brit’in Fifi ödüllü yaratıcısı Nathalie Gracia-Cetto.

Üst notalar: pembe biber, portakal çiçeği
Orta notalar: zambak özü, leylak, sümbül, morsalkım, kediotu
Alt notalar: misk, talk, pirinç unu

Love, Chloé için çiçek kokusu demek yanlış olmaz, ama daha da öncelikli tanımı “pembe koku” olmalı bence. Bu parfümün her notası çiçek değil, ama her notası pembe.
Birçok şeye benzetmek mümkün. Bir dönem süpermarkette satılan deodorant ve duş jeli markalarının hepsi birer uzakdoğu serisi veya miskli çeşit çıkarmıştı. Bu ürünlerin temiz, pudralı, sakinleştirici kokularını çokça andırıyor Love, Chloé. Bunun muhtemel sebebi de vintage bir atmosfer için eklendiği belirtilen talk pudrası ve yine uzakdoğunun favori notalarından biri olan pirinç. Ve bu notalar çiçekleri de sarıp sarmalayınca daha da tanıdık bir ürünü anmadan geçemiyorum: pembe Selpak mendil! Eğer pembe Selpak mendil kokusunun dünyanın en güzel kokularından biri olduğunu düşünüyorsanız bu parfüme mutlaka şans vermeli.
Bununla beraber kokunun pembeliğinin aldatıcı tarafları da olabilir. Küçük bir kızın da çok sevebileceğini düşündüğüm bu parfümdeki pudra seviyesi aslında bayağı bir olgunluk istiyor. Zaman zaman Agent Provocateur – Maitresse’in pudralı ağırlığına ulaştığı bile söylenebilir. Bu, parfümün daha az sevdiğim yanı. Yine de toplamda oldukça güzel olduğunu, burna büyük bir yenilik sunmasa da tanıdık kokuları parfüme taşıyarak bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum.
Anahtar kelimeleri olarak ise “pamuk” ve “bulut”u öneriyorum.
Sanırım Chloé, çamaşır yumuşatıcısına benzemeden tertemiz kokular yaratmayı çok güzel beceriyor. Keşke her sene yeni bir şeyler çıkarsa.
Tem 122012
 

2007 yılında CK IN2U ve kampanyasıyla ilk göz göze geldiğimde 1994 yılına bir deja vu yaşadım. O zamanlar parfümle ilgilenmek için fazlasıyla küçük bir yaşta olmama rağmen CK One’ın billboardları gencecik abi ablalarla süsleyen siyah beyaz ve sade afişlerine kayıtsız kalamamıştım. CK One’ı kokladığım anda da parfüm kelimesinin çağrışımları benim için sonsuza dek değişmişti: “zengin ve kürklü kadın aroması”nın yerini hayal gücünü harekete geçirici bir sıvı almıştı.

İlerleyen senelerde, her parfümü denemeyi kendime görev edindiğim dönemlerde de CK One’ın yeri ayrı kaldı; cinsiyetlerin ötesine geçen, güvenilir, taze ve temiz bir parfüme ne zaman ihtiyaç duyulacağı belli olmazdı.
2007 yılında ise artık o kadar çok “ezber bozan” koku üretilmişti ki, CK One güzel bir klasik olup çıktı. Calvin Klein da bunu farketmiş olacak ki, patentini almak üzere başvurduğu tabirle “technosexual” nesli hedefleyen yepyeni parfümü CK IN2U’yu piyasaya sürdü.
“Kız, erkeğin bloguna yazış şeklini seviyor. Erkek, kızın mesajlarından tahrik oluyor. Aralarındaki çok yoğun. Şu anda.”
Parfümün isminin yazılışından ve şişesinde özellikle iPod materyalleri olan cam ve beyaz plastiğin kullanılmasından da anlaşılıyor: bu technosexual denen nesil, hıza ve iletişime önem veren, birbirine teknolojiyle bağlanan, şu sıralar 20’li yaşlarında olan nesil.
Koku da bir o kadar genç. CK IN2U Her’ün şaşırtıcı ve denenmemiş notaları yok; bir çokları gibi -belki fazlasıyla güçlü- bir turunçgil bombardımanıyla açılıyor, yavaş yavaş sıcacık, odunsu bir hale geliyor.
Üst notalar: frenküzümü yaprakları, Sicilya bergamutu, greyfurt suyu
Orta notalarşeker orkidesi, beyaz kaktüs
Alt notalar:kırmızı sedir ağacı, neon amber, vanilya suflesi
Buna rağmen onu farklı kılan bir şey var, bu da sanırım her ne kadar kadın parfümü olarak geçse de, unisex kabul edilebilecek bir bütünlüğü olması. CK One’ın gücü onda da var: Gece-gündüz, yaz-kış, günlük-spor-şık ve hatta belirttiğim gibi, kadın-erkek farketmeden kullanılabilecek bir parfüm. Etkisi son derece taze ve canlandırıcı, dolayısıyla bir daraltma yapmam gerekirse, kırılgan olmayan, her an uzun bir yolculuğa çıkabilecek olan, rahat ve seksi insanın kokusu diyebilirim: insan tenine mükemmel uyum sağlıyor ve evet, sonuç da oldukça seksi oluyor.
Benzerlerini, üstelik kendinden önce çıkmış olan benzerlerini, eksik bırakmayı başardığını düşünüyorum. Parfümden hoşlanmayan bir kesime parfüm kullandırdığından/kullandıracağından eminim. Keşke bizim neslin ilham verdiği parfüm de, CK One ve CK Be gibi daha ölümsüz ve felsefik bir konsepte sahip olsaymış diye hafiften iç geçiriyorum sadece. Olsun, kampanya geçiciliği vurgulayadursun, parfüm klasikleşmeye aday.
Tem 122012
 

Calvin Klein’ın bu ay Beauty adında yeni bir parfüm çıkaracak olmasını kutlamak adına eski bir parfümünü konu edeyim dedim.

Daha önce de Calvin Klein parfümlerine olan zaafımı hissettirmiştim sanırım. Sevmediklerim bile parfüm dünyasını şekillendirme güçlerinden dolayı beni heyecanlandırır ve birkaç yıl aralarla illa ki aklıma düşerler.
Eternity’yi sevip sevmediğimden ise hala emin değilim. Ama beni bir kenara bırakırsak; parfüm başarılı, başarısı da -1988’den beri piyasada olduğunu ve sadık hayranlarını düşünürsek- ispatlı.
Sanırım en büyük talihsizlik bu parfümle ortaokul sıralarında tanışmam oldu. En yakın arkadaşım, her küçük kızın yapacağı gibi ablasının parfümünden birkaç fıs sıkar, öyle gelirdi okula. Söz konusu parfüm Eternity olunca yaş-aura konusunda büyük bir tezatın ortaya çıkması kaçınılmazdı tabii.
Üst notalar: mandalina, yeşil notalar, frezya, limon çiçeği, ada çayı
Orta notalar: yasemin, zambak, vadi zambağı, gül, menekşe, nergis, karanfil, kadife çiçeği
Alt notalar: amber, paçuli, kediotu, misk, sandal ağacı
Tabii ki bir çiçek kokusu. Ama çiçek kokusuna varmak için küçük bir engeli aşmanız gerekiyor. Bu engelin ada çayı olduğunu sanıyorum.
Yıllar sonra, zevklerim çokça değişmişken tekrar denediğimde de yine aynı hisle karşılaştım. Parfümün burna ilk vuruşuna gerçekten bir burukluk, bir gariplik eşlik ediyor. Sorumlunun ada çayı olduğunu bilsem de, ortaya çıkan sonucun japon pilavını çağrıştırdığını söyleyebilirim.
Bunu takip eden ise daha çok tat alma duyusundan tanıdığımız bir his. İlk lokması zorla yutulan yemeğin, ağız bir kere alıştıktan sonra gerçek marifetini göstermesi, ikinci ve üçüncü lokmada hiçbir yemeğin vermediği zevki vermesi gibi. İlk nefesten sonra güzelleşiyor Eternity, orta notalardaki bütün çiçekler önce nostaljik bir yumuşaklık getiriyorlar. Sonra nostalji de yerini romantizme bırakıyor ve parfümün adı da anlam kazanıyor. Modern parfüm dünyasına her zaman meydan okuyabilecek bir tarafı var. Ve sonsuza dek kullanılır mı bilmem ama sonsuza dek hatırlanacağı kesin.
Bütün güzelliklerine rağmen konu koku olduğu zaman ilk intibanın “garip” olmasına şahsen benim gönlüm el vermiyor. Sanki başka bir gezegenden gelen bir canlıyla karşı karşıyaymışız da, kendi ırkı içinde güzel mi çirkin mi sayıldığını tam da kestiremiyormuşuz gibi; bana göre değil. Yine de burukluğun azaltılmasını istemezdim, çünkü parfümün bütün olgunluğu yok olur, ortaya muhtemelen Calvin Klein’a benzemeyen sıradan bir şey çıkardı. Her güzel şey de tam benlik olacak değil ya.
Son olarak Eternity’nin şişesi: Bu kadar fark ettirmeden insanın aklına kazınan ve kendini sevdiren bir şekil var mıdır bilmiyorum. Bu art-deco’msu obje hep tuvalet masamda dursun, ben de her baktığımda içimden sayayım:
Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor, seviyor, aslında seviyor…