Tem 172017
 

Ruyada-Eski-Sevgilinin-Evlenme-Teklif-Etmesi-57

Birçoğumuz için aşk fedakarlık anlamına gelir, ne kadar çok seversek kendimizden o kadar çok veririz, ne kadar çok verirsek işlerin o kadar iyi gideceğine inanırız. Gerekirse arkadaşlarımızdan, ailemizden, kariyerimizden vazgeçmeyi göze alırız. Peki, gerçekten sağlıklı bir ilişkide olması gereken bu mu? Tabii ki hayır. Aslında mutlu olmamızı sağlayacak kişi , bizi olduğumuz gibi, hayallerimizle, doğrularımızla, isteklerimizle ve sınırlarımızla kabul edecek olandır. Bir erkek için bir şeylerden vazgeçmek uzun vadede sadece mutsuzluk getirir. 

İşte aşkın büyüsüne kapılıp, yapmamanız gereken şeyler…

stres-kadin11-466x263

1. Hayallerinizden vazgeçmek

Hayatınız boyunca hayal ettiğiniz evin,kariyerin peşinden koşun. Hiç kimsenin buna engel olmasına izin vermeyin. Kendi isteğinizle kariyer değiştirmeye ya da taşınmaya karar verebilirsiniz. Ama bu sizin seçiminiz olmalı. Partneriniz sizi bu tercihe zorluyorsa, hayallerinizi tercih edin. Diğer türlü mutsuzluk başlayacaktır.

Gelecekte birisi yine karşınıza çıkabilir ama hayallerinizi değerlendirme fırsatını her zaman yakalayamayabilirsiniz.

 

3-metros-sobre-el-cielo5_large

2. Değerlerinizden vazgeçmek

Herkesin farklı ahlak anlayışı, siyasi görüşü ve değerleri vardır, bunda yanlış olan bir şey yok. Herkes birbirinin görüşlerine katılmasa da saygı duymak zorunda özellikle de hayatınızdaki erkek. Sizi değiştirmeye çalışması, görüşlerinizi aşağılaması ya da yok sayması size yapabileceği en büyük saygısızlık. Bunu size yapmasına izin vermeyin Elbette görüşleriniz değişebilir ama ancak siz istediğiniz için. Zaten sizi gerçekten seven biri her şeyinizle sevecektir.

 

 

iştahsızlık

3. Dış görünüşünüzü değiştirmek

Sırf erkek arkadaşınız mükemmel vücut ölçüleri ya da kusursuz bir yüz güzelliği istiyor diye kendinizi değiştirmeye çalışmayın. Eğer farklı birini istiyorsa, aramaya devam edebilir ama sizi değiştirmeye hakkı yok. Kendinizi olduğunuz gibi sevmeyi öğrenin ve sizi böyle sevecek birini bulun. Kısa boyunuz, büyük kalçalarınız ya da ince dudaklarınız halledilmesi gereken birer sorun değil sizin güzelliğinizin birer parçası. Bu sizin vücudunuz ve kimsenin üzerinde söz hakkı yok.

 

 

,YAW7lgdnL0iwzh9LaKfQrA

4. Kendini beceriksiz göstermek

Asla olmadığınız gibi davranmaya çalışmayın. Sırf karşınızdaki erkeğin egosunu tatmin etmek için, kendinizi beceriksiz ya da ondan daha az zeki gibi göstermeye çalışmayın. Basit işler için bile ondan yardım istemeniz, sizi sadece muhtaç gösterir. Kimseyi kahraman gibi hissettirmek gibi bir sorumluluğunuz yok. Sizi olduğunuz gibi, güçlü, bağımsız ve zeki kadın olarak sevmeyecek bir erkek için harcadığınız çabaya değmez.

 

 

 

 

052fe2d70b56ddb17e8404ddd66a6a60

5. Önemli kararlarda etkisiz kalmak

Sağlıklı bir ilişkide önemli kararlar birlikte alınır. Siz ne derseniz deyin, son kararı hep partneriniz veriyorsa bu sizin ciddiye alınmadığınızı gösterir. Buna izin vermeyin. Ne kadar aşık olursanız olun hayatınızın kontrolünü bir başkasına vermek asla doğru seçenek olamaz. Özellikle de birlikte bir hayat kurmayı planlıyorsanız, partnerinizin ortak karar almayı öğrenmesi gerekiyor. 

 

 

nen-co-con-khi-nao-18218216261

6. Anne olma kararını ona bırakmak

Aileniz, eşiniz ya da çevre baskısı… Hiçbiri çocuk sahibi olmaya karar verirken sizi etkileyemez. Eğer eşiniz de siz de çocuk sahibi olmak istiyorsanız bu mükemmel. Ama sizin bu konuda endişeleriniz varsa, sırf partneriniz istiyor diye çocuk yapmamalısınız. Bu hayatınız boyunca alacağınız en önemli karar ve çok büyük bir sorumluluk. Aklınızdaki tüm soru işaretlerinden kurtulmadan böyle bir sorumluluk altına giremezsiniz. Eğer eşiniz size bu konuda baskı yapıyorsa düşünmeniz gereken şey bebek sahibi olmak değil, ilişkinizdeki sorunlar olmalı. Aynı şekilde eğer günün birinde anne olmak isterseniz ve karşınızda bunu istemeyen bir erkek varsa, kimsenin bu hakkı sizden alamayacağını hatırlamanızda fayda var.

 

 

antalya-cinsel-isteksizlik-guncesi

7. Cinsel hayatınızın sınırlarını onun çizmesine izin vermek

Cinsellik bir ilişkinin en önemli yapı taşlarından biri ve iyi bir seks hayatı için birbirinizin isteklerini görmezden gelmemeyi öğrenmeniz gerek. Ama bu istemediğiniz şeyleri sırf partneriniz istiyor diye yapacağınız anlamına asla gelmiyor. Seks konusunda sınırlarınız, korkularınız ya da istekleriniz olması çok doğal. Karşınızdaki erkek bunlara saygı duymak yerine, ısrarcı olmayı tercih ediyorsa size de saygı duymadığından emin olabilirsiniz. Hiç kimsenin size uymayan fantezilerini uygulamak ya da aşık olduğunuz için sınırlarınızı kaldırmak zorunda değilsiniz. Cinsel hayatınızın sınırlarını ancak siz belirleyebilirsiniz ve sınırlarınız birbirinize uymuyorsa yollarınızı ayırmak çok daha iyi bir seçenek olacaktır.

 

 

 

Kas 162014
 

yalnız-kadın

Uzun zamandır yalnızsanız ve bir türlü sağlıklı bir ilişki kuramıyorsanız, öncelikle bu durumun nedenini bulmalısınız. Yalnızlıktan kurtulmak ve iyi bir ilişki yaşamak isteyenlere önerilerimiz var.

Uzun zamandır istediğiniz gibi bir ilişki kuramıyorsanız ve artık yalnızlıktan sıkıldıysanız her şeyden önce bunun nedenini tespit etmeniz gerekiyor. Beklentileriniz mi yüksek? Yanlış kişilerin peşinde misiniz? Yoksa çalışma hayatınız, ilişkinizin önünde engel mi? Yalnızlıktan kurtulmanız için Fırsatsevdası.com’un size önerileri var.

Eski ilişkiler

Eski sevgililerinizi hala hayatınızdan çıkaramamış olmanız, onlarla iletişimi sürdürmeniz ya da her kalp kırıklığında bir önceki sevgilinize dönmeniz yalnızlığınızın sebebi olabilir. Geçmişle bağlarınızı koparmadığınız sürece, sağlıklı bir ilişki kurabilmeniz oldukça zor.

Eski ilişkilerinizden çıkarımlar yapmanız ve karşınızdaki erkeği eski sevgilinizle kıyaslamanız da önünüzde bir engel. Eski ilişkiniz o kadar mükemmel olsaydı, ilişkiniz hala devam ederdi, değil mi? Bu yüzden geçmişi, geleceğinize taşımamanız sizin için doğru bir düşünme tarzı olabilir.

Çalışma hayatı

Günde 8 saat çalışıyor, eve gidince işle ilgili bir şeyler araştırıyor ve hafta sonlarını önünüzdeki haftanın iş planını yaparak geçiriyorsanız; neden yalnız olduğunuzun cevabını başka yerde aramanıza gerek yok. Hayatınız işinizle bu kadar doluyken, biriyle tanışmanız ve bir ilişkiye başlamanız oldukça zor.
Biriyle tanışsanız bile, işinden başka hayatı olmayan bir kadınla birlikte olmaktan erkekler memnun olmazlar. Hayatınıza bir göz atmalı ve kendinize iş yaşamınız dışında alanlar yaratmalısınız. Yeni bir hobi edinebilir, bir kursa yazılabilirsiniz, hem yeni birileriyle tanışmak için de harika bir fırsat da olabilir.

Kişisel bakım

Hepimiz karşımızdaki kişinin dış görünüşüne önem veririz. Güzellik/yakışıklılık göreceli olsa da bakımlı ve temiz olmak göreceli bir kavram değil. Hem sadece birilerini etkilemek için değil, kendimizi daha iyi hissetmek için de bakımlı olmamız önemli. “Acelem var”, “Yakın bir yere gideceğim zaten” gibi bahanelerle bakımsız bir şekilde dışarı çıkmanız hem kendinizi kötü hissetmenize hem de potansiyel sevgili adaylarınızın sayısında önemli bir azalmaya sebep olacak. Ne olursa olsun kişisel bakımınız atlamamalı ve hatta markete bile giderken kendinize özen göstermelisiniz, doğru kişinin nerede karşınıza çıkacağı belli olmaz.

Yüksek beklentiler

Herkesin ideal bir ilişki tanımı ve karşısındaki kişide aradığı belirli özellikler olabilir. Ancak gerçekçi olmakta fayda var. Kimse mükemmel değil, herkesin sorunları, eksiklikleri ve hataları olabilir. Ayrıca gerçek hayattaki ilişkiler de hayallerinizdeki ya da filmlerdeki gibi değil, ilk görüşte mükemmel bir erkeğe aşık olmayı rüya gibi bir ilişki yaşamayı beklemek size sadece hayal kırıklığı getirir. Kendinizin de mükemmel olmadığını fark edin ve iyi insanlara şans vermeyi deneyin.

Yanlış kişiler

Hayatınızda uzun zamandır hoşlandığınız ancak bir türlü açılamadığınız ya da olumlu bir cevap alamadığınız biri varsa, iyi bir ilişki kuramamanızın en önemli nedeni yüksek ihtimalle bu durum. Eğer hoşlandığınız kişiden karşılık alamıyorsanız, belli ki o sizin için yanlış kişi. O kişiye odaklanmanız, sadece çevrenizdeki “iyi” erkekleri gözden kaçırmanıza neden olur. Olmayacak bir şeyin içine hapsolmak, yanlış kişilerin peşinden koşmak yerine çevrenize bakmayı deneyin.

Negatif tavırlar

Her şeye negatif tavırlarla yaklaşan birini hayatında kimse istemez. Hiçbir şeyi beğenmeyen, her şeyi eleştiren, sürekli bir şeylerden şikayet eden birisiyseniz ilişkilerinizin ilk buluşmadan öteye gidememesi oldukça normal.
Her şeyden önce hayata karşı tavrınızı gözden geçirmelisiniz. Siz ne kadar pozitif olursanız, o kadar çok pozitif şey de sizi bulacak.

 

Mar 102013
 

Türkiye’de kadınlar kalbinden dertli

Avrupa’da kalp ve damar hastalıkları ile koroner kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranlarında Türk kadınları ilk sırada yer alıyor

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Ural, Türk kadınlarında kalp ve damarhastalıklarından ölüm oranının gelişmiş ülkelere göre çok daha yüksek olduğuna dikkati çekerek “Avrupa’da kalp ve damar hastalıkları ile koroner kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranlarında Türk kadınları ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu, yaşıtların ve hemcinslerinden ortalama 8-10 yıl daha erken gerçekleşiyor” dedi.

Ural, bunun en önemli nedeninin, kalp ve damar hastalıklarına yol açan risk faktörlerinden hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve sigaradan ziyade özellikle kilo fazlalığı ve diyabet riskinin fazlalığına bağlı olduğunu anlattı.

Türkiye’de diyabet sıklığının yüzde 14’leri bulduğunu, bunun da çok ciddi bir oran olduğunu vurgulayan Ural, “Özellikle Kocaeli ve bölgesinde yapılan çalışmalarda, erişkinlerin yüzde 50’sinde, ’şişmanlık’ dediğimiz derecede kilo fazlalığının olduğunu görüyoruz. Sadece yüzde 18 civarında az bir grup gerçekten normal kilolu” diye konuştu.

Ural, buradaki en büyük sıkıntının, kadınların evlilikle beraber daha hareketsiz bir hayata girmeleri ve hamilelikte aldıkları kiloları doğumdan sonra verememelerinden kaynaklandığına dikkati çekerek, “Yine en önemli sorunlardan bir tanesi, yanlış beslenme ve egzersiz eksikliği. Bunlar arasında en zor mücadele edileni egzersiz eksikliği” ifadelerini kullandı.

‘EGZERSİZ YAŞAM TARZI OLMALI’

Prof. Dr. Ural, Türk toplumunda kalp ve damar hastalıklarını önlemenin en önemli yönteminin, egzersiz ve doğru beslenme alışkanları edinmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Erkeklerimizden farklı olarak, kadınlarımız arasında sigara alışkanlığı çok yüksek değil. Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın sigara ile mücadelede yürüttüğü başarılı kampanyalar sonrasında gerçekten önemli ölçüde kalp ve damar hastalığı risk faktörünü çok ciddi oranda azaltmayı başarabildik. Şu anda bakanlığın da üzerinde en çok durduğu konu, obezite ve kilo fazlalığı. Bu son derece doğru bir hedef. Çünkü şu anda sağlığımızı en fazla tehdit eden durum bu.”

Mar 102013
 

Erkekler “seni seviyorum” demek için ortalama 88 gün bekliyor. Ancak kadın daha temkinli davranıyor. Kadınlar 134 gün sonra o sözü ilk kez söylüyor.

Seni seviyorum demek için ne kadar bekliyoruz?
Birçok insan için sevgililerinden ‘seni seviyorum’ sözünü duymak, birçok hediyeden daha makbul. Ama kadın ve erkeğin o sözü ilk kez duyması için beklemeleri gerekiyor. Eğer erkek aşık olmuşsa çok zaman geçmeden söylüyor. Erkeğin “seni seviyorum” demesi için 88 gün geçiyor. Buna karşılık kadın 134 gün bekliyor.

İngiltere’de yapılan araştırmada erkeklerin yüzde 39’u ilk ayda “seni seviyorum” diyor. Buna karşılık kadınların oranı ise yüzde 23.

Erkeklerin üçte biri (yüzde 33) flörtlerinin ilk ayında sevgilisini ailesiyle tanıştırıyor. Kadınlarda ise bu oran sadece yüzde 25. YouGov’un eHarmony için yaptığı araştırmaya göre erkekler teklif etmekte daha çabuk davranıyor. Yüzde 33’ü ilk ayda teklif ediyor.

Ancak çok tekrarlanan klişeninn aksine erkeklerin büyük oranı önemli günleri hatırlıyor. Mesela yüzde 77’si ilk kez ne zaman “seni seviyorum” dediğini hatırlıyor. Sadece yüzde 5’i partnerinin elini ne zaman tuttuğunu hatırlamıyor.

18 ile 24 yaş arası gençler beklentilerin aksine ilk kez el ele tutuşmak ve ilk öpücük için diğer yaş gruplarına göre daha çekingen davranıyor. Erkek ve kadınlar yüzde 58’i ilişkilerinin ilk üç ayında cinsel ilişkiye girdiklerini söylüyor. Erkeklerin yüzde 43’ü, kadınların ise yüzde 36’sı ilk ayda yerine getirdiklerini belirtiyor.

Erkek kendini uzun ilişkiye daha çok adıyor. Erkeklerin yüzde 33’ü ilişkiyi ilk yıl içinde sıkılaştırıyor ve yüzde 37’si 12 ay içinde evlilik veya nişanlılık için dizlerinin üstüne çöküyor.

Mar 062013
 

İlk buluşma gününün heyecanına kapılıp ağzınızdan çıkmaması gereken bazı sözler var. İşte sevgili adayınıza ilk buluşmada söylememeniz gereken 15 söz…

İlk buluşmada söylenmemesi gereken 15 şey
İster arkadaş aracılığıyla tanışmış olun, ister online arkadaş bulma siteleri vasıtasıyla ya da bir kitapçıda hiç fark etmez. İlk buluşmalar hep aynıdır. Amaç birbirini tanımaktır. İyi anlaştığınızı düşünürseniz bir de bakmışsınız sevgili oluvermişsiniz.Biz kadınlar duygularımızla hareket ettiğimiz için ilk buluşmada heyecanımıza yenik düşüperkek arkadaş adayımıza söylenmemesi gereken şeyleri söyleyebiliyoruz. Bu durum erkekleri korkutuyor.

Şimdi gelin ilk buluşmada söylenmemesi gereken 15 şeye bakalım:

1. Ne kadar da babama benziyorsun!
2. Bu buluşmada birbirimizle anlaşamazsak da arkadaş kalabilir miyiz?
3. İnternette daha farklıydın. Gerçek hayatta başka görünüyorsun.
4. Bir şey söyleyeceğım, ne olacaksa olsun artık dayanamayacağım: seni seviyorum.
5. Prensip olarak benden seksi erkeklerle çıkmam, sürekli başkası mı bakacak stresiyle bir ilişki yaşayamıyorum, tuzu uzatır mısın?
6. Ailemle en zaman tanışmak istersin?
7. Baksana dişimde yeşil bir şey var mı?
8. Sevgililer gününde ne yapalım?
9. İsimlerimizi dövme yaptırmaya ne dersin?
10. Benim kedim/köpeğim dünyanın en akıllı hayvanıdır.
11. Patronumdan da işimden de nefret ediyorum!
12. Biliyor musun bugüne kadar buluştuğum en yaşlı adam sensin.
13. Kız kardeşim evleniyor. Ailem bana evlenmem için baskı yapıyor.
14. Facebook’taki “tatil” albümünde kol kola poz verdiğin kadın kimdi?
15. Terapistim bu buluşmada sana şunu sormamı istedi…

Arkadaşlık sitesinde tanışmış olsanız da reel arkadaş konumuna geçtiğiniz ilk buluşmada aman bu hatalara düşmeyin! Her ne olursa olsun ilk görüşte aşk sizinle olsun.

Mar 062013
 

Bilimsel araştırmalar “Aşkın son kullanma tarihi olur mu?” sorusuna “Olur” yanıtını veriyor. Psikolog Aylin Sezer açıklıyor…

Aşk 4 yıldan sonra bağlılığa dönüşüyor
Frederic Beigbeder’in kaleme aldığı “Aşkın ömrü 3 yıldır” isimli kitap yayınlandıktan sonra iyice hararetlenen “Aşkın son kullanma tarihi olur mu?” tartışmaları halen sürerken yapılan bilimsel araştırmalar böyle bir sürenin olduğunu doğruluyor.

Aşkın kimyası denilen, enerji, neşe, dikkat yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu olan dopamin hormonu 4 yılın sonunda tükenmeye başlıyor ve yerini ilişkilerin yürümesinde kilit rol oynayan bağlılık duygusunu artıran oksitosin hormonuna bırakıyor.

Aşkı dolu dizgin yaşayan hiçbir çiftin kabul etmek istemediği “aşkın ömrü” ile tartışmalara son noktayı koyan bilimsel araştırmalar aşkın bir süresi olduğunu doğruluyor. Kadın erkek herkesin üzerinde konuştuğu aşkın ömrü ile ilgili konuşan Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer, aşkın insanın hissettiği hiçbir duyguya benzemediğini söyleyerek, “Aşık olunca aklımızdan geçen binlerce düşünceye, kalbimizdeki duygular ve bedenimizin verdiği tepkiler eşlik eder. Duygular yoğunlaşır; mutluluk, hüzün, heyecan, huzur ve özlem aynı anda yaşanır. O kişiyi düşünmek bile vücudun tepki vermesine neden olur. Gözbebekleri büyür, vücut ısısı artar, çoğu cinsel doğrultuda olmak üzere bedensel tepkiler tüm vücutta hissedilir” dedi.

Aşkın, beynin ödül ve haz ile bağlantılı bölümleriyle ilgili olduğunu söyleyen Sezer, aşkın kimyasının enerji, neşe, dikkat yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu olan dopamin hormonundan oluştuğunu belirtti. Yapılan çalışmalarda aşık çiftlere birbirlerinin fotoğrafları gösterildiğinde, beynin ödül ve haz bölümünün aktif hale geldiğinin ortaya çıktığını vurgulayan Psikolog Sezer, “Aşık olunduğunda hissedilen heyecan ve enerji, beynin haz bölgesinin aktive olmasıyla salgılanan dopaminin eseri” diye konuştu.

Çikolata aşk hormonunu artırıyor
Yenilik ve heyecanlı aktiviteler kadar dopamin salınımını tetikleyen bir başka şeyin de çikolata olduğunu dile getiren Psikolog Aylin Sezer, ilişkilerin bitiminde çikolata yemenin iyi gelmesinin bir sebebinin de bu olabileceğini belirtti. Ayrılık kaygısına, dopaminin yarattığı etkinin eksikliğini hissetmekle bağlantılı bir çeşit yoksunluk sendromu olarak da bakılabileceğini söyleyen Psikolog Sezer, “Çikolatanın beynimizde yarattığı etki de, kaybettiğimizi düşündüğümüz ve özlediğimiz hisleri bize yaşatıyor. Benzer bir etki, Sevgililer Günü’nde de yaşanıyor. Hediye edilen, birlikte yenen çikolatalar, dopamin salgılanmasını tetikleyip, ilişkiden alınan hazzı artırıyor” şeklinde konuştu.

Aşk gidiyor, bağlılık geliyor
Yapılan araştırmalara göre aşkın ömrünün 18 ay ile 4 yıl arasında olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Sezer, bu süre sonunda kişilerin dopaminin yarattığı güçlü etkiyle bağışıklık kazandığını ve heyecan ile birlikteliğin verdiği hazzın da azaldığını belirterek, “Evrimsel teori de ilişkilerin ömrü için biçilen dört yıllık süreyi destekliyor. Bu teoriye göre, her ilişkinin amacı üremek ve soyunu devam ettirmek. İlişkilerin çoğu başladıktan dört yıl sonra bitebiliyor ya da olumsuz bir döneme geçebiliyor, çünkü bir çocuğun her iki ebeveynin desteğiyle büyümesi gereken süre de yaklaşık olarak dört sene” dedi.

Dört yıldan sonra dopamin hormonunun azalmasıyla aşkın boyutunun değiştiğini dile getiren Sezer, bu süreden sonraki ilişkilerin yürümesini sağlayanın bağlılık duygusu olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalarda dört yıldan uzun süren ilişkileri olan çiftler incelendiğinde bağlılık duygusunun artmasını sağlayan oksitosin hormonunun fazlaca salgılandığının belirlendiğini kaydeden Aylin Sezer, “Bir annede çocuğunu emzirirken artan bu bağlılık hormonunun, uzun süre birlikte olan çiftlerin birbirlerine sarıldıklarında da arttığı görülüyor.

Araştırmalar, oksitosin hormonun orgazm sırasında en üst seviyeye çıktığını gösteriyor. Orgazm sırasında veya sonrasında kişilerin partnerleriyle sonsuza dek birlikte olmayı isteme hissi yaşamalarının bir sebebi de bu. Oksitosini, yani bağlılık duygusunu artırmanın en direk yolu dokunmaktan geçiyor. Masaj yapmak, sarılmak, öpüşmek ve sevişmek, bu hormonun salgılanmasını artırarak, bağlılık hissini güçlendiriyor” dedi.

Haz 272012
 

Psikolog Paul Coleman “Erkekler her zaman kadınları yanlarında tutmak isterler” diyor. Bu düşüncenin kaynağında erkeklerin kendilerini güvende ve iyi hissetmek istemeleri yatıyor. Erkekler bu ihtiyaçlarının kadınlar tarafından bilinmesinden asla korkmuyorlar.

Onun zayıf noktalarını bilirseniz, elinizde tutabilirsiniz. İşte bunun için yapmanız gerekenler…

Şımartma planı

Erkekler, onlar için yaşamınızı birdenbire değiştirmeniz gerektiğini düşünmezler. Bunun yerine, onlara ayırdığınız zamanı en iyi şekilde geçirmek isterler. Sevgilinizle yediğiniz acele bir öğle yemeği sonucunda ona gereken değeri vermediğinizi hissedebilir. Görüşmeyi dört gözle beklerken, sizin ona istediği ilgiyi göstermemeniz onu üzebilir.

Suçluluk hissettirmek

Kendi sorumluluklarınızı yerine getirdiğinizde erkekler onlarla ilgilenmediğiniz için size bir şey söylemezler ama daha sonra bundan rahatsız olduklarını gösteren hareketlerde bulunabilirler. Gece bir yerlerde birlikte vakit geçirdiğinizde yüzünüze gülerler ama eve döndüğünüzde, aslında sıkıldıklarını söylerler, televizyonda hiçbir şey olmadığından şikayet ederler ya da sırtlarının ağrıdığından yakınırlar.

Şımartma planı

Ona şunları söyleyin: “Belki bu gece normalden daha fazla süre dışarıda kaldık, bu yüzden kendini kötü hissediyorsun.” Onu gerçekten duymaya çalışın sadece dinlemeyin. Bu, erkeklerin ihtiyaç duyduğu şeydir.

Huysuzluk yapmak

Sevgiliniz dikkati kendi üzerine çekmeye çalıştığında, size ya da herhangi şeye karşı saldırgan davranabilir. Aslında kızdığı, siz olabilirsiniz. Sevgilinizin oynadığı bu oyuna alet olmak yerine, ona ilişkim yanlış giden şeylerin neler olduğunu sormalısınız. Bazı erkekler diğerlerine oranla daha fazla şımartılmak isteyebilir. Onun isteği çok doğru olmasa da, daha özverili olmanız gerekebilir. Çünkü sevgiliniz sizden daha çok ilgi bekliyordur. İyi bir ilişki için hem sizin hem de sevgilinizin emek harcaması ve birbirinizle ilgilenmeniz gerekir. Sevgilinizin beklentilerine cevap verirseniz, her şeyin iyi olmaması için hiçbir neden yok.

Şımartma sınırı

Onu çok seviyor olabilirsiniz, ama hiçbir zaman bunları yapmak zorunda değilsiniz:

– Televizyonda maç izlemek.

– Mide bulandırıcı şeylerden bahsetmek.

– Annesine, onun adına doğum günü kartı yazmak.

Haz 252012
 

Kötü biten ilişkilerin sonunda strese girilmemesi için ne yapılması gerek?

ASLA ARAMAYIN

Ne olursa olsun, her zaman başınız dik olmalı. Ayrılıktan sonra bir anlık özlemle sesini duymak için aramak yada özlediğinizi belirtmek için asla aramayın. Bir süre zarfında sessiz kalmayı tercih edin. Siz ne kadar kendinize güvenirseniz o kadar çekici olursunuz. Çaresiz bir kadın asla çekici değildir.

SERT ARKADAŞLARINIZLA GÖRÜŞÜN

Eski sevgilinizi çok özlediğiniz bir anda sizin üzüldüğünüzü gören bir arkadaşınızın bir anlık, sizi onu aramanıza yönelik telkinlerine karşı dikkatli olun. Sizin o an üzüldüğünüzü gören arkadaşınızın size bir an iyilik yapmak için verdiği tavsiye, sizi daha çok üzebilir. Ayrılık döneminde daha sert arkadaşlarınızla görüşmeniz, sizin yararınıza olacaktır.

ESKİNİN ESKİSİNİ DE ARAMAYIN

Yenisinden ayrıldıktan sonra eskisine dönmek zaten saçmadır. Unutmayın onlardan da ayrılırken aynı üzüntüyü yaşadınız. Bir anlık boşluğunuzu sizi daha da üzebilir.

DİNLEDİĞİNİZ ŞARKILARA DİKKAT

Duygusal şarkı dinlemek için asla bu dönemi seçmeyin. Daha haraketli müziklerle eğlenmeye çalışın. Unutmayın romantik şarkılar her zaman, eskileri hatırlatır ve sizi bunalıma iter.

TAKİP ETMEYİ BIRAKIN

Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde, eski sevgilinizin her paylaşımından pay çıkarmayın. Unutmayın; onu her zaman ne yaptı diye kontrol etmek; acınızı daha da artırır. Eğer ben kendime hakim olamıyorum diyenlerden iseniz, yapabileceğiniz en iyi şey hesabınızı kapatmak ya da onu arkadaş listesinden silmek olacaktır.

AŞK ACISI SONSUZA KADAR SÜRMEZ

Unutmayın her acı birgün diner. Çoğu zaman insanlar bu acının sonsuza dek kalacağına inanır ama hiç bir aşk acısı sonsuza kadar sürmez. Bunu yapmakla, belki gerçek aşkı elinizden kaçıracaksınız.

KARŞINIZA İLK ÇIKANLA UNUTMAYA ÇALIŞMAYIN

Elbette birgün başkasıyla tanışacaksınız ama hemen değil. Tanıştığınız insan belki size uygun olabilir. Ama ayrılık evresinde yeni bir ilişkiye doğru atılan her adım, ayrılık acısını unutmak adına atılmış ise size zarar verecektir. Hiç acelesi yok; kusursuz bir zamanda daha iyi ilişkiler kurabilirsiniz.

Haz 212012
 

40’lı yaşta 10 yıllık evli, 2 çocuklu erkek, eşini daha çok aldatıyor. En çok aldatanlar mühendis ve finansçılar…

En çok aldatan meslekler belli oldu
Merkezi Kanada’da olan ve evlilik dışı ilişki yaşamak isteyenlerin partnerlerini aldatmasına yardımcı olan AshleyMadison.com sitesi “en çapkın” meslekleri belirledi.

11 bin 453 erkek üzerinde yapılan ankete göre 40’lı yaşlarında, 10 yıldır evli ve 2 çocuklu erkekler eşlerini daha çok aldatıyor. Aldatma liginde birinci sırada mühendisler yer alıyor.

2 bin 865 kişi üzerinde yapılan ankete göre ise 30’lu yaşlarında, 5 yıldır evli ve 1 çocuğu olan kadınlar da eşlerine ihanet ettiklerini itiraf ediyor. Ankete göre en çok öğretmenler eşlerini aldatıyor.

Haz 112012
 

Yapılan yeni bir araştırmaya göre kadınlar kirli sakallı erkekleri daha çekici ve erkeksi buluyor.

                                                                                                                                                                                                       Behavioral Ecology isimli dergide yayınlanan yeni bir araştırmaya göre kirli sakal diye tabir edilen görüntüye sahip erkekler daha çekici ve erkeksi geliyor. Bunun sebebi çenenin daha geniş ve maskülen görünmesi olabilir.
Yapılan başka araştırmalarda da sakallı erkeklerin daha zeki, kendinden emin ve olgun göründüğü ortaya çıkarılmıştı.